
Fail uzman çavuşa dair rapor: Yakın mesafeden atış yapıldı
- 09:04 10 Ocak 2021
- Hukuk
Şehriban Aslan
DİYARBAKIR - Dilek Kaya’yı katleden uzman çavuş Y.Ç’ye ilişkin ATK’nin hazırladığı raporda, “Y.Ç., Dilek Kaya'yı yakın atış mesafesinden yaptığı atış ile katlettiği" yani Y.Ç.'nin beyanlarının aksine bilerek ve isteyerek Dilek Kaya'yı katlettiği rapor ile sabitlendi.
Diyarbakır merkez Kayapınar ilçesi TOKİ konutlarında, 22 Mart 2020'de Dilek Kaya'yı (35) katleden 8’inci Ana Jet Üst Komutanlığı’nda görevli astsubay Y.Ç. (29), kendisini yaraladığı gerekçesiyle kaldırıldığı hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınarak, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Y.Ç. buradaki işlemler tamamlandıktan sonra tutuklandı. Dilek Kaya’nın avukatları Zelal Erdemci ve Şeyma Onur dosyaya ilişkin bilgi vererek Y.Ç.’nin bilindik erkek savunması yaptığını fakat ilerleyen aşamalarda ifadelerinde çeliştiğini belirtti.
‘Yakın mesafeden atış yapılmış’
Avukat Zelal Erdemci, Dilek’in katledilme hikâyesinin, diğer kadın katliamı dosyalarından çok farklı olmadığını kaydetti. Zelal, fail Y.Ç.’nin Dilek’i bilerek ve isteyerek katlettiğini belirterek, “Bilerek ve isteyerek yani kasıtlı bir eylem ile katlettiğini dosyadaki tüm delillerin ve raporların bunu işaret etmesinden anlıyoruz. Aslında hakikat gün gibi ortadır. ‘Makul nedenle öldürme’ kavramını erkekler hayatımıza sokmaya çalışıyor ki maalesef Dilek Kaya'nın katledilme sebebi de bu kavramdan bağımsız değil. Kendince bir savunma geliştirmeye çalıştığını görüyoruz. 27 Kasım 2020 tarihinde gelen raporda, ‘Y.Ç., Dilek Kaya’nın yakın atış mesafesinden yapılan atış ile katledildiği’ yer aldı. Yani Y.Ç.'nin kastını gözlediği görülüyor” dedi.
‘Erkekler makul gerekçe bulma çabasındalar’
Y.Ç.’nin ilk günden beri klasik erkek savunması yaptığına dikkat çeken Zelal, Y.Ç.'nin ilk beyanlarında, “Ben onu öldürmek istemedim. Dolu olan silahımı almak isterken bir anda patladı” dediğini belirtti. İlerleyen aşamalarda Y.Ç.’nin çelişkili ifadeler kullandığını ifade eden Zelal, “'Kıskançlık' adı altında kadınları katlediyorlar ve bunu kendilerine ‘makul’ bir gerekçe olarak görmeye çalışıyorlar. Erkekler öldürülmenin makul bir sebebinin olmadığını hala öğrenemediler. Sürekli bir gerekçe bulma çabasına giriyorlar” şeklinde belirtti.
‘Uzman çavuş olması korunma alanı olabilir’
Zelal iddianamenin hala hazırlanmadığını ve bunun uzun bir süre aldığına söyleyerek, neredeyse 10 ay geçtiğini belirtti. Zelal, "Bu çok ciddi bir süredir. Dosyanın neredeyse tüm delilleri toplanılmış, toplanılmayan bir delil yok. Erkek kurumlar oldukça zamanlar ve mekânlar içerisinde adli süreçler de oldukça erkek olabiliyor. Ayrıca silah gücünün erkekliğin pekiştirici argümanı olduğu düşünülünce bu gücü elinde bulunduran ve aynı zamanda kadın katliamlarındaki cezasızlık politikaları ile birlikte değerlendirince haliyle tüm bu hususları elinde bulunduran Y.Ç.’nin bir uzman çavuş olması kendisine bir korunma alanı yaratıyor” sözlerine yer verdi.
‘Etkisiz bir soruşturma yürütülüyor’
Davanın bir diğer avukatı Şeyma Onur da iddianamenin geciktiğine dikkat çekerek, “Soruşturma aşaması çok yavaş ilerliyor. Bir yıla yakın bir süredir çok yol kat edemedik. Bunun nedenlerinden biri Adli Tıp Kurumu'ndan dönüş olmamasıydı. Savcı ile geçen hafta yaptığımız görüşmede de yakın zamanda iddianameyi hazırlayacağını bildirdi. Bizlerde önümüzdeki günlerde iddianamenin hazır olmasını umut ediyoruz. Bu iddianamenin bu kadar yavaş olması da etkisiz bir soruşturma yürüttüğünün en büyük örneğidir. Tabi böyle olunca etkisiz kovuşturmalarla caydırıcı cezaların verilmemesi ortaya çıkarıyor. Bu ortaya çıkan cezasızlık kültürü de erkeklerin şiddeti uygulama ve öldürme konusunda cesaretlendiriyor. Koruma mekanizmaları layıkıyla yerine getirilmiyor. Maalesef erkekler bu konularda birbirlerinden feyiz de alıyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Kadın hakları merkezi olarak davanın takipçisiyiz’
Şeyma son olarak şu sözlere yer verdi: “Kadınların hak arama mücadelesindeki bürokratik engeller kadınları işlevsiz hale getirmeye çalışıyor. Uzayan yargılama süreçleri kadınları yıldırarak adalete olan inançlarını zedeliyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışan Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi olarak davanın takipçisi olacağız.”