
DEM Partililer din alimleriyle bir araya geldi
- 16:59 26 Şubat 2025
- Güncel
İSTANBUL - DEM Parti Eş Genel Başkanlarının katılımıyla “Toplumsal Barış ve Özgürlük Buluşmaları” kapsamında din alimleriyle bir araya gelindi. Buluşmada, barış için herkesin sorumluluk alması gerektiği vurgulandı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), “Toplumsal barış ve özgürlük buluşmaları” kapsamında İstanbul’un Beyoğlu’nda bulunan Taksim Hill Hotel’de din alimleriyle buluştu. Buluşmaya DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’ın yanı sıra çok sayıda din alimi ve yurttaş katıldı.
İlk olarak buluşmada söz alan Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) üyesi Ekrem Baran, toplumda barış ve eşitliğin önemine dikkat çekti. Semavi dinlerin Orta Doğu’da doğduğunu belirten Baran, dinlerin zalimlere karşı eşitliği savunmak için mücadele ettiğini vurguladı. Ekrem Baran, “Hz. İbrahim, zalimlere karşı çıktı ve bu yüzden göç etmek zorunda kaldı. O dönemde kral-tanrı sistemine karşı direndi. Hz. İsa, Roma'ya karşı çıktığı için çarmıha gerildi. Hz. Muhammed ise henüz 20 yaşındayken Mekke’deki zulme karşı durdu ve ‘Akrabalarım da olsa bu zulme karşı çıkarım’ dedi. Biz de onlar gibi eşit bir yaşam inşa edebiliriz. Allah, dünyada bir eşitlik düzeni kurmaya çalışıyorsa, bizim de bu doğrultuda hareket etmemiz gerekir.
Kürtler, Rojava’da herkesin farklı inançlara sahip olduğu, ancak birbirine saygı gösterdiği doğru bir yaşam biçimi inşa ediyor. Demek ki dinler farklı olsa da insanlar bir arada yaşayabilir. Ölümden ve talandan hiçbir şey çıkmaz. Bugün barış meselesi gündemde. Sayın Öcalan, herkesin bir arada yaşayabileceği bir model sunuyor. Barışı sağlamak her zaman zordur; peygamberler de barışı kolayca inşa etmedi. İnşallah barış gerçekleşecektir” diye belirtti.
‘Adalet ve özgürlük istiyoruz'
Ardından söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, parti olarak buluşmalara devam edeceklerini ve her kesime barışın ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu anlatacaklarını ifade etti. Ortak yaşam için bu buluşmaları gerçekleştireceklerini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, “Bizler barışı sadece belirli konular için istemedik. Emek, ekmek ve adalet diyoruz. İçinde yaşadığımız sistem emeğe değer vermiyor. Hz. Muhammed, ‘İşçinin teri kurumadan emeğinin ona verilmesi gerekir’ der. Beytül-mal da emek için kurulmuştur. Ancak devletler, Beytül-mal’ı kendileri için harcamıştır. Adaletin terazisi bozulmuştur. Suriye’de, Şam yönetimi değiştikten sonra adalet tamamen çökmüştür. Dürziler ve Aleviler katledildi, kiliseler ve inanç merkezleri yakılıp yıkıldı. Suriye’de adalete ulaşmanın yolu, demokratik bir Suriye’den geçer.
Bizler adalet ve barışı aynı zamanda kadınlar için istiyoruz. Geçmişte, iki kadının şahitliğinin bir erkeğe denk sayıldığı dönemlerden geçtik. Ancak mevcut iktidar, aynı anlayışı sürdürmeye devam ediyor. Biz, Narin Güran ve Uğur Kaymaz için, gençler için bir gelecek istiyoruz. Gençlerin tüm enerjilerini topluma fayda sağlamak için kullanabildikleri bir düzen kurulsun diye adalet ve özgürlük istiyoruz. Doğanın hakkı için de adalet istiyoruz. Kürt gençlerinin defin edilmediği, mezarlarının parçalandığı günlerden geçtik. Bu nedenle, ölüye saygı istiyoruz. Bu, hem inancımız hem de geleneklerimiz gereği büyük bir önem taşımaktadır.
Cezaevleri dolmuş durumda. Hasta mahpuslar ve siyasi tutsaklarla hapishaneler tamamen dolup taşmış. Bizler, tüm yoldaşlarımız ve arkadaşlarımız için adalet istiyoruz. Ve en önemlisi, İmralı’da bulunan Sayın Abdullah Öcalan için adalet ve özgürlük talep ediyoruz” dedi.
‘Barış sabır ve umut işidir'
İslam’ın Orta Doğu’da doğduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları, İslam’ın siyasallaştırıldığını vurguladı. İktidarların, Alevi ve Sünni mezhep çatışmalarını körüklediğini belirten Hatimoğulları, “Kardeş kanı dökmek hem İslam’a hem de insanlığa aykırıdır. Bizler birbirimizi daha çok sevmeli ve anlamalıyız. Orta Doğu ve Türkiye’de barış ve kardeşlik içinde yaşayacağımız bir sürecin başlamasını istiyoruz. Bildiğiniz gibi Sayın Abdullah Öcalan’dan bir çağrı bekliyoruz. Çatışmaların ve savaşın sürdüğü bu dönemde barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bunun en önemli adımı ise Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir şekilde çözülmesidir.
Bu coğrafyada bir arada yaşamak hepimizin sorumluluğudur. İnsanlığa ve doğaya karşı en büyük borcumuz barışı sağlamaktır. Barış, sabır ve umut gerektiren bir süreçtir. Ancak bizler, mücadele ederek bunu başarabiliriz” diye belirtti.
Mücadele vurgusu
Spartacus, Demirci Kawa, Hz. Muhammed, Hz İsa, Hz Ali’nin büyük zorluklarla karşılaştığını ve zulme karşı mücadele ettiğini kaydeden Tülay Hatimoğulları, “Biz bu önderlerin geleneklerini taşıyan bir toplumuz. Her birimiz Spartacus, her birimiz Demirci Kawa olarak bu topraklarda adaleti tesis edebiliriz. Yeter ki hep birlikte mücadele edelim” ifadelerini kullandı.
‘İnkar politikasından vazgeçin’
Ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, şu ifadelere yer verdi: "Yıllardır Allah’ın yarattığı bir dili, bir ırkı anlatmaya çalışıyoruz. Allah, ‘Dillerinizin farklı oluşu Allah’ın ayetlerindendir’ diyor. Biz de bunu anlatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de Kürtlere ve diğer farklı kimliklere yönelik ayrımcı bir politika uygulanıyor. Allah’ın ayeti tanınmıyor. Dilimize ve kültürümüze saygı gösteren bir anlayışla yönetildiğimizi kimse söyleyemez. Biz, Allah’ın kelamına ve ayetine uygun davranmaya çalışıyoruz. Ancak bugün, İslam adına kendini dayatan bir sistemin içinde, Türkiye gibi bir ülkede Allah’ın yarattığı Kürtçede iki kelime bile konuşamıyoruz.
Aslında kimin insanların bir arada yaşaması için bedel verdiğini görüyoruz. Bugün burada bulunan birçok melle, resmi ideolojinin yıllardır haklarını yok saydığını biliyor. Eğer bugün barış arıyorsak ve bir çağrı bekliyorsak, bu çağrıyı yapacak olanlar kutsal kitapların emrettiği usule göre hareket etmelidir. Kürtler, sadece 'Biz Kürt’üz' dedikleri için bedel ödedi. Örneğin, Sıddık Turhanlı bu yüzden katledildi, Karslı Ali Boçnak Kürtçe mevlit okuduğu için ağır cezalara çarptırıldı. Yani Kürtler, kendi diliyle eğitim görme, kültürünü yaşama ve dinini icra etme hakkına sahip değil. Kimse durduk yere kavga etmedi; herkes, Allah’ın yarattığı dili savunduğu için bugün bedel ödedi.
Artık geçmişteki inkar politikasından vazgeçmeliler. Sayın Öcalan, 21. yüzyılda Kürtlerin dili ve kimliğiyle özgürce yaşaması gerektiğini vurguluyor. Bu çağrı çok önemli. Bugüne kadar silahı gerekçe göstererek birçok Kürt’ü ‘terörist’ olarak yaftaladınız. Artık bu politikalardan vazgeçin, Kürtlerin kimliğini tanıyın ve eşit yurttaşlığı savunun.”
‘Sadece Kürtler değil, tüm Orta Doğu'
Yerine kayyım atanan Mêrdîn Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, Kürtlerin uzun yıllar mücadele verdiğini ve bu uğurda büyük bedeller ödediğini ifade etti. Ahmet Türk, "Kürtler, bugün gerçekten Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olarak mücadelesini sürdürüyor. Ancak bu mücadele sadece Kürtler için değil, tüm halklar içindir. Kürtler, tarih boyunca diğer halklarla birlikte yaşamayı mümkün kılmıştır. Geldiğimiz noktada yalnızca Kürtler değil, tüm Orta Doğu’nun demokratikleşmesini istiyoruz. Aksi takdirde bölgede savaş ve çatışmalar hiç bitmeyecek. Bu nedenle Kürtler, Orta Doğu’nun değişimi için büyük bir mücadele veriyor. Sayın Öcalan’ın başlattığı süreç yalnızca Kürt halkı için değil, tüm halkların ortak yaşamını hedefleyen bir projedir. Bize düşen görev, Sayın Öcalan’ın projesini hayata geçirmek için tüm gücümüzle çalışmaktır" diyerek, barış için herkesi sorumluluk almaya çağırdı.
Buluşma, basına kapalı şekilde devam etti.