Şiddet uygulayan polisler değil, kadınlar yargılandı

  • 15:12 20 Ocak 2021
  • Hukuk
İZMİR - Muğla’da Cemal Metin Avcı’nın katlettiği Pınar Gültekin için eylem yaparken şiddet uygulanarak gözaltına alınan kadınlar hakkında görülen davanın duruşmasında kadınlar, polislerin cinsel tacizde bulunduğunu belirterek, asıl yargılanması gerekenin polisler olduğu vurgusunda bulundu.
 
Muğla’da 16 Temmuz 2020’de Cemal Metin Avcı’nın üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i katlettiğinin ortaya çıkmasının ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde 21 Temmuz 2020’de eylem düzenleyen kadınlardan 12’si şiddet uygulanarak gözaltına alınmış, aynı günün gecesinde ifadeleri alındıktan sonra haklarında soruşturma açılarak serbest bırakılmıştı. 12 kadın hakkında “görevi yaptırmamak için direnme”, “kanuna aykırı gösteri” ve arbede esnasında polisin tişörtü yırtıldığı gerekçesiyle “kamu malına zarar verme” suçlamalarıyla yargılanan kadınların ilk duruşması Bayraklı 47’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya taraf avukatları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin vekaleti ile avukatlar katıldı. Duruşma öncesinde Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) İzmir basın açıklaması gerçekleştirdi.
 
Basın açıklamasında kadınlar, Pınar’ın fotoğrafını ve “Pınar Gültekin isyanımızdır” yazılı dövizler taşıdı. “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Katillerden hesabı kadınlar soracak”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz” sloganlarının atıldığı basın açıklamasında basın metnini KBG adına Arzu Sert okudu.
 
‘Erkek-devletin şiddetine maruz kaldık’
 
Türkiye'nin dört bir yanında kadınların Pınar için sokağa çıktığını, İzmir’de de KBG olarak yapılan basın açıklamasında ulaşım hattına ilerlerken “Pınar Gültekin isyanımızdır”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır” sloganları attıkları için 12 kişinin darp edilerek gözaltına alındığını dile getiren Arzu, “Gözaltına alınırken polis tarafından şiddete uğradık, işkence gördük hakaretlere maruz bırakıldık, yerlerde sürükledik. Gözaltına alındığımız araçta şiddet devam etti. İzmir'de ‘Kadınlar katledilmesin’ diye sokağa çıkan kadınlara uygulanan erkek-devlet-polis şiddeti yine Türkiye'nin gündemine oturdu. Bir tarafta kadın katillerinin, tecavüz faillerinin ellerini kollarını sallayarak sokaklarda gezmeleri, adliyelere girip çıkmaları dururken, diğer tarafta katledilen kadınlar için, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulaması için sokağa çıkan kadınlara ters kelepçe yapıldı” şeklinde konuştu.
 
Kadınlar sokaklara çıkmaya devam edecek
 
Şiddet uygulanarak gözaltına alınanlar kadınlar değilmiş gibi emniyet tarafından dava açıldığını ve gözaltı sonrası hastane önünde yapılan açıklama için birçok kadına para cezası kesildiğini dile getiren Arzu, sokaklarda olmaya devam edeceklerinin altını çizdi. 2020 yılında 450'den fazla kadının erkekler tarafından katledildiğini ifade eden Arzu, “Yine 2020 yılında tüm bu şiddet ve cinayetlerin içinde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi tartışmaya açtı. Bizler sizin kadın cinayetlerini durdurmak istemediğinizi, katillere verdiğiniz iyi hal indirimlerinden biliyoruz, Gülistan Doku'yu kaybetmenizden biliyoruz, yaşamak istiyoruz diyen kadınlara saldırılarınızdan biliyoruz. Ancak sizler de bilmelisiniz ki bizler adliye salonlarını da sokakları da geceleri de terk etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açanlar, 6284 sayılı kanunu uygulamayanlar biliyoruz ki bu cinayetlerin önünü açmaktadır ve bu cinayetlerden sorumludur” dedi.
 
Açıklamanın ardından duruşma salonuna geçildi.
 
Kadınların darp raporları var
 
Deniz Uslu, Emine Akbaba, Deniz Anur, Pınar Usta, Meryem Yıldırım, Arzu Sert, Gizem Coşkun, Elif Yerlikaya, Berivan Oğuz’un hazır bulunduğu duruşma kimlik tespiti ile başladı. İfade veren kadınlardan Arzu, iddiada bulunan polislerin aksine kendisinin darp edildiğini ve rapor aldığını söyledi. Elif ise araç içinde polisler tarafından cinsiyetçi hakarete maruz kaldığını söylerken, Emine adının Yusuf olduğunu öğrendiği polis tarafından gözaltı aracı içinde şiddete maruz kaldığını, buna ilişkin darp raporu aldığını, polisin üniformasının olmadığını belirterek hakarete maruz kaldığını yineledi. Emine ayrıca gözaltı işlemi sırasında belirtilen valilik kararının dosyada bulunmadığına işaret ederek, iddia makamının aksine cadde trafiğini kapatmadıklarını ve caddenin yaya caddesi olduğunu vurguladı.
 
‘Polisler cinsel tacizde bulundu’
 
Yargılanan iki kadın ise polis tarafından cinsel tacize maruz kaldıklarını, bir polisin “bunu istiyorsunuz onun için böyle yapıyorsunuz” şeklinde konuştuğunu söyledi. Kadınlar taciz faili polisin görüntülerde tespit edilebileceğine dikkat çekerken, ayrıca toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini, asıl suçtan zarar gören tarafın kendileri olduğunu vurguladı.
 
Polisin tişörtü ‘kamu malı’ sayıldı
 
Kadınların avukatları ise polislerin kadınların üç kez ihtar ettiğine dair delilinin olmadığını, görüntülerin kolluk tarafından kaydedildiğine dair delilin de olmaması nedeniyle delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini ifade etti. Yürüyüşün yapıldığı yerin yaya caddesi olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nin 2020/12 esaslı iptal kararını emsal olarak sunan avukatlar, 2911 sayılı kanunun 28’inci madde yönünden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları göz önünde bulundurularak suçun maddi unsurlarının bulunmadığını belirtti. Avukatlar ayrıca mahkemede söz konusu “kamu malına zarar verme” suçunun polisin tişörtü olduğunu ifade ederek, buna ilişkin bir kanıtın da bulunmadığını kaydetti.
 
Duruşma, “kanıtların sunulması ve duruşmada hazır bulunmayan sanıkların dinlenmesi” için 28 Nisan’a ertelendi.