
Aleyna Çakır soruşturması: Erkek yargıdan adalet beklemiyoruz
- 09:07 14 Ocak 2021
- Hukuk
Habibe Eren
ANKARA - Aleyna Çakır soruşturmasında baş şüpheli olan Ümitcan Uygun’un uyuşturucu suçundan tutuklanmasını değerlendiren dava avukatı Umur Yıldırım, 6 aydır DNA örneğinin alınıp alınmayacağının tartışıldığını belirterek, soruşturmada sürekli bir tıkanıklık olduğunu ve karşı tarafın, ifadelerinin değiştirilmesi için taraflara baskı yapıldığını kaydetti. SKM üyesi Yaren Tuncer ise, failin devletle ve mafyatik çetelerle işbirliği içinde olduğu için yargının dokunmadığını söyledi.
Aleyna Çakır olarak bilinen Sema Esen, 3 Haziran 2020’de Keçiören’deki evinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde bulunmuştu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında daha önce Aleyna’ya şiddet uyguladığı anlara ait görüntüleri ortaya çıkan baş şüpheli Ümitcan Uygun gözaltına alındıktan sonra savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.
En son Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna göre, Aleyna’nın ası sonucu yaşamını yitirdiği belirlendi. Raporda aynı erkeğe ait olduğu tespit edilen tırnaktaki doku ve sperm örneğine dair baş şüpheli Ümitcan Uygun’dan bugüne kadar örnek alınmamıştı. Soruşturma 6 aydır devam ederken kadınlar aylardır failin tutuklanmasını talep ediyor. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra geçtiğimiz günlerde uyuşturucu madde kullandığı görüntüleri sosyal medyada yayılan Ümitcan Uygun “uyuşturucu madde özendirmek” suçundan gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Aleyna Çakır’ın dosyasında şüpheli olarak dahi geçmeyen Ümitcan Uygun’un bu suçtan tutuklanmasını değerlendiren dosya avukatı Umur Yıldırım, dosyada çok fazla soru işareti olduğunu belirtti. Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) üyesi Yaren Tuncer ise bugüne kadar şüpheli ölüme dair bir gelişmenin yaşanmamasını "yargı devlet ve çete" işbirliğine bağladı.
'DNA örneği bizi şüpheliye götürecek'
Umur, baş şüpheli Ümitcan Uygun’un uyuşturucu suçundan Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı ancak Aleyna’nın ölümüyle ilgili dosyanın hala soruşturma aşamasında olduğunu kaydetti. Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) iki rapor geldiğini aktaran Umur, “Bu raporlar doğrultusunda cumartesi günü savcılık DNA örneği alınacağını söyledi, iki gün önce de DNA örneği alındı. Aslında en önemli gelişme bu. Çünkü spermde çıkan DNA ve tırnakta çıkan dokunun aynı kişiye ait olması çok önemli. Bu bizi şüpheliye götürecek. Aylardır bu örneğin alınmasını söylüyorduk, nitekim alındı” dedi.
‘DNA örneği alınacağı uyuşturucu suçundan önce belliydi’
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın geçtiğimiz Cumartesi günü DNA örneğinin alınacağını söylediğini ve pazar günü uyuşturucuya ilişkin videonun yayınlandığını ve failin gözaltına alındığını söyleyen Umur, “Pazartesi günü de adliyeye çıkarıldı. Adliyeye sevk edilirken örneği de aldılar; aslında DNA ve sperm örneğinin alınacağı uyuşturucu suçundan gözaltına alınmadan önce belliydi” ifadelerini kullandı.
‘Dosyada hep bir soru işareti var’
“Bu dosyada hep bir soru işareti var. Bir noktada tıkandı hala da bu tıkanıklık aşılmadı. Bizim için önemli olan Aleyna’nın şüpheli ölümü ve cinsel saldırıya ilişkin dosya” diyen Umur, baş şüpheliye bu dosyadan hala bir tutukluluk kararı verilmediğini kaydetti. Umur, uyuşturucudan tutuklu dahi olsa bu suçtan da tutukluluk kararı çıkarılabileceğinin altını çizdi.
‘ATK raporunda önemli deliller var’
ATK raporuna da değinen Umur, raporda Aleyna’nın ‘ası’ sonucu öldüğünün belirlendiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Ancak birinin mi astığı yoksa kendisinin mi astığı sonucuna ilişkin bir tanımlama yok. Biz daha önce silahla öldürdüler ya da zehirleyerek öldürdüler demedik; zaten ası sonucu öldüğünü biliyorduk. Biz şunu söylüyoruz. Bu ası olayını kim yaptı? Aleyna kendi kendini mi astı yoksa biri mi Aleyna’yı astı. O raporda buna ilişkin hiçbir değerlendirme yok. Raporun birinci maddesinde çeşitli lezyonlar olduğu belirtilirken ‘bu lezyonlar ölüme sebebiyet verecek şekilde değil’ deniliyor. Ancak rapor lezyonların varlığını sabit hale getiriyor. ‘Aynı şekilde sperm ve tırnakta çıkan dokular bir erkeğe aittir’ diyor hatta daha ileriye götürerek ‘üçüncü parmaktan çıkan doku ve sperm aynı erkeğe ait’ diyor. Lehe ve aleyhe yorumlamak nereden baktığınıza göre değişir ama içerisinde önemli deliller var.”
‘6 ayda birçok şey soruşturulabilirdi’
Soruşturmanın sağlıklı ve hızlı ilerlemesinin önemli olduğunu kaydeden Umur, “Çünkü 6 ay oldu hala DNA örneği alınıp alınmayacağını konuşuyoruz. 6 ayda birçok şey soruşturulup son aşamaya gelinebilirdi. Bu dosyada maalesef öyle olmadı. Dosyada birçok tanığın ifadesi değiştirilmeye çalışıldı, kamera görüntülerine dair iki ayrı rapor verildi ve burada çelişkiler vardı. İfadelerinin değiştirilmesi için taraflara baskı yapılıyor. Umarım bu soruşturma sağlıklı bir şekilde hukuki çerçevede yürütülür ve adalet sağlanır” diye konuştu.
'Aile elinde koz olduğunu biliyor'
Özgür Genç Kadın (ÖGK) üyesi Yaren Tuncer ise aylardır Aleyna için adalet talep ettiklerini belirtti. Aleyna Çakır davasında baş şüphelinin Ümitcan Uygun olmasına rağmen yargılanmadığını ve bu suç kapsamında tutuklanmadığını dile getiren Yaren, “Çünkü ailesinin Süleyman Soylu ve Erdoğan ile fotoğraflarını hepimiz gördük, şahit olduk. Kameralar önünde fail, Süleyman Soylu’yu tehdit etti. Bu aile, ellerinde bir koz olduğunu, devletin işlerini bildiklerini bu sebeplerle başlarına bir şey gelmeyeceğini düşünüyor. Erkek devlet her zaman, kadın cinayetlerini işleyenleri kadına yönelik şiddet faillerini tutuklamaz onları cezasızlıkla ödüllendirirken bir de böyle bir yerlerde tanıdığı olan mafyatik çeteleri herhangi bir yargılamaya konu dahi etmiyor” ifadelerini kullandı.
Aleyna’nın ATK raporunda DNA ve spermin aynı erkeğe ait olduğunun tespit edildiğini anımsatan Yaren, “Muhtemelen araştırılırsa Ümitcan Uygun çıkacaktır. Ancak aylarca dahi bu örnek alınmamış. Sosyal medyada yayınlanan videosu tutuklanmasına sebep oluyor, bir katil olması onun tutuklanmasına gerekçe gösterilemiyor ne yazık ki” diye ekledi.
‘Mesele kadın olunca burjuva hukuk kuralları bile uygulanmıyor’
Eril yargının her zaman erkeğin yanında yer aldığını söyleyen Yaren, sözlerine şöyle devam etti: “Zaten kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet ve cinsel taciz cezasız bırakılıyor. Daha pandeminin başında devlet kadına yönelik şiddet faillerini af yasası ile serbest bıraktı. İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284’ü uygulamayan ve uygulamadığı halde tartışmaya açan bir devlet gerçekliğinden bahsediyoruz. Şunu net şekilde söyleyebiliriz: Erkek yargı tecavüzcüleri ve kadına yönelik şiddet faillerini cezalandırmayarak aslında topluma ‘kadınların bir değeri yoktur. Kadınları öldürebilirsiniz ben buna ceza vermem, normal şeylerdir’ diyor. Daha geçen günlerde Melek İpek isimli arkadaşımız kendisine işkence uygulayan ve kendisini öldüreceğini ifade eden eşini özsavunmasını uygulayarak ondan önce davranarak öldürdüğü için tutuklandı. Ancak bunu yapan erkek olsaydı yargılanacak mıydı? Hiç zannetmiyoruz. Mesele kadınlara geldiği zaman veya erkeklerin yargılanmasına geldiği zaman yargı kendi burjuva hukuk kurallarına dahi uymuyor.”
‘Erkek yargıdan adalet beklemiyoruz’
Genç kadınlar olarak şiddete, tacize, tecavüze ve erkek devlete karşı kadınların adalet mücadelesini yükselteceklerinin altını çizen Yaren, “Biz erkek yargıdan, erkek devletten adalet beklemiyoruz. Biz nasıl Özgecan Aslan’da ve Şule Çet’te adaleti kendimiz sağlayıp erkek yargının ceza vermesini sağladıysak, aynı mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.