
İzmir Barış Forumu'nun sonuç bildirgesi yayınlandı
- 20:29 4 Nisan 2025
- Güncel
İZMİR - Yayınlanan İzmir Barış Forumu bildirgesinde, barışın ortak çaba ile mümkün olacağının altı çizilerek yol haritasında yapılması gerekenler sıralandı.
Barışı konuşmak, savunmak ve mümkün kılacak yolları inşa etmek amacıyla 15 Mart 2025 Cumartesi günü çeşitli sivil toplum kuruluşu, parti temsilcisi ve yurttaşın katılımıyla toplanan İzmir Barış Forumu'nun sonuç bildirgesi yayınlandı.
'Barış ortak çaba ile mümkün olur’
Barışın yalnızca savaşların sona ermesi ile değil adaletin tesis edilmesi, hakikatin açığa çıkarılması, geçmişle yüzleşilmesi ve toplumsal güvenin yeniden inşa edilmesiyle mümkün olacağı kaydedilen bildiride, “Bu topraklarda yıllardır yükselen bir barış talebi var. Ancak bu talep, ne yazık ki çoğu zaman barış isteyenlerin sırtına yüklenen bir sorumluluk olarak görülüyor. Oysa barış, yalnızca barışı savunanların, hak savunucularının veya çatışmalardan doğrudan etkilenenlerin omzuna bırakılmamalıdır. Barış, tüm toplumun ortak meselesidir. Bu sorumluluk, siyasi aktörlerden devlet kurumlarına, sivil toplumdan bireylere kadar herkesin taşıması gereken bir görevdir. Bugün konuşmamız gereken, barışı savunanların yorgunluğu değil, barışsızlığın topluma yüklediği ağır bedellerdir. Toplumsal barış ancak ortak bir çabayla mümkün olabilir” denildi.
‘Toplumsal güven onarılamaz şekilde sarsıldı’
Barış süreçlerinin ancak cesur adımlar ve kararlı diyaloglarla mümkün olduğu Güney Afrika, Kolombiya, Kuzey İrlanda örnekleri vererek açıklandığı bildiride, “Tüm bunlar, kararlılıkla yürütülen müzakere süreçlerinin ve toplumsal barış inşasının eseriydi. Ancak Türkiye’de barış süreçleri defalarca umutla başlatıldı, fakat hiçbir zaman sürdürülebilir hale getirilemedi. Her seferinde müzakere kapıları aralandı, ancak inşa edilmesi gereken güven duvarları örülemeden kapandı. Sürekliliği sağlanamayan girişimler, toplumun barışa olan inancını kırdı, yerine derin bir umutsuzluk bıraktı. Siyasi iradenin tutarsızlığı, tekrar eden ihlaller ve çözüm süreçlerindeki ani kesintiler, toplumsal güveni onarılamaz biçimde sarstı. Oysa barış, iktidar hesaplarının ve stratejik manevraların değil, halkların ortak iradesinin eseri olmalıdır” ifadelerine yer verildi.
‘Barış bütünlüklü demokrasi anlayışı ile kalıcı hale getirilir’
Barışın, devletlerin iki dudağı arasında var edilecek bir karar değil, toplumun her kesiminin içinde olduğu, şeffaf, adil ve onarıcı bir süreçle sağlanabileceği vurgulanan bildiride, “Kürt sorunu, kadın hakları, emek mücadelesi, ekolojik krizler, ifade özgürlüğü... Tüm bu mücadeleler birbirine bağlıdır ve ancak bütünlüklü bir demokrasi anlayışıyla barış kalıcı hale gelebilir. Bu yüzden İzmir Barış Forumu, sadece bir toplantı değil, ortak bir geleceği inşa etmeye yönelik bir çağrıdır” diye belirtildi.
Bildiride, barışa giden yol için sürecin güçlendirilmesine dair yapılması gerekenler ise şu şekilde sıralandı:
“*Barışı sadece bir ideal olarak değil, evrensel bir insan hakkı olarak tanımlamalıyız.
*Hafızayla yüzleşmeli, geçmişin hak ihlallerini samimi bir şekilde ele almalıyız.
*Barış süreçlerinde sadece devletler değil, toplum da özne olmalı; yerel inisiyatifler güçlendirilmelidir.
*Kadınların, gençlerin, LGBTİ+ bireylerin ve tüm dışlanmış toplulukların barış süreçlerine katılımı sağlanmalıdır.
*Ekonomik eşitsizlikler, toplumsal adaletsizlikler ve baskıcı politikalar barışın önündeki en büyük engellerden biridir. Bunlarla mücadele edilmeden kalıcı bir barış sağlanamaz”