
'Demokratik toplumu kadınların ortak ruhu inşa edecek'
- 17:44 8 Mart 2025
- Güncel
HABER MERKEZİ - Ege kentlerinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için alanlara çıkan kadınlar, özgür yaşamın inşasının hedef alındığını belirterek, kadınları bir araya getiren ortak ruhla demokratik toplumun inşa edileceğini ifade etti.
Ege kentlerin'de alanlara çıkan kadınlar 8 Mart Kadınlar Günü'nü çoşkuyla kutladı. Mücadele mesajları veren kadınlar, özgür yaşamın inşasının hedef alındığını belirterek, kadınları bir araya getiren ortak ruhla demokratik toplumun inşa edileceğini ifade etti.
İzmir Kadın Platformu öncülüğünde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Cumhuriyet Meydanı'nda miting şeklinde gerçekleşti. Kadınlar Eski Sömerbank önünde bir araya gelerek alana yürürken Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA) ise DEM Parti İl binasından meydana yürüdü. Kadınlar sık sık, “Jin jiyan azadî”, “Biji tekoşina jinan”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun” sloganları atarken, TJA’lı ve DEM Partili kadınlar “Jin azad nebe cîvak azad nabe”, “Hakikat aşktır aşk özgür yaşam”, “Em mîrasa îştar xeyalan Clara û sekna Sarayan in” yazılı dövizleri taşıdı. Kadınlar, “Aile yılı sizin mücadele bizimdir” yazılı ana pankartı taşırken TJA’lı kadınlar ise "Raperîna me li dijî qirkirîna jine ye mesa ber bi azadîye ve ye, kadın kırımına isyan ediyor özgürlüğe yürüyoruz” pankartı taşıdı. Kürt kadınları ulusal kıyafetleri ve renkleri ile katılırken Barış anneleri de beyaz başörtülerini taktı.
Açıklamada Şakran Kadın Cezaevinden kadınların , yerlerine kayyım atanan Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal ve Elîh Belediye Eşbaşkanı Gülistan Sönük’ün İzmir’deki kadınlara yazdığı mektupları okundu. Basın metninin Kürtçesini kadınlar adına Emine Bozdağ, Türkçesini ve mektupları ise Ezgi Çetin ile Ilgın Çeribaş okudu.
‘Aile yılı ilanı kadınları geleneğe ve emek sömürüsüne hapsediyor’
AKP'nin gerici iktidarının tahkimi için 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ettiği dile getirilen açıklamada, plana göre aile ile iş yaşamının uyumlulaştırılması adı altında kadınlara esnek, güvencesiz, düşük ücretlerle çalışmanın dayatıldığı ifade edildi. Ailenin güçlendirilmesi vurgusuyla cinsiyet eşitsizliğini derinleştirecek politikalar hayata geçirilerek kadınların aileye ve erkeğe daha bağımlı hale getirilmek istendiği ifade edildi. Açıklamada, “Sermayenin ucuz emek ihtiyacı için boşanma oranlarının artması, doğum oranlarının düşmesi bahane edilerek Nüfus Politikaları ve Aile Enstitüsü kuruluyor. Evlilikler daha çok borçlandırarak teşvik ediliyor, boşanmalara arabulucu uygulamaları tekrar tekrar gündeme getiriliyor, nafaka hakkı yeniden tartışmaya açılıyor. 'Genel ahlak’ kavramıyla ortaya attıkları yasa tasarıları ile Türk Ceza Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliklerle toplumsal yaşamı dini referanslarla inşa etmeye; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını biyolojik cinsiyete sıkıştırmaya, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini engellemeye, kamusal alandaki var oluşumuzu kısıtlamaya çalışıyorlar” sözlerine yer verildi.
‘İLO 190 kabul edilsin’
TÜİK'in 2024 verilerine göre kadınların iş bulmakta zorlandığı aktarılan açıklamada, kadınların erkeğe göre daha az kazandığı ifade edildi. Çocuğu olan kadınların iş bulamadığı, esnek ve güvencesiz çalışmaya daha fazla itildiği belirtilen açıklamada, “Bu durum toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, kadın yoksulluğunu daha da derinleştirerek hane içinde kadına yönelen şiddeti de tırmandırıyor. Buna rağmen işçi ve emekçi kadınlar sendikal hakları, yaşanılabilir bir ücret ve insanca çalışma koşulları için bütün baskılara, grev yasaklarına rağmen grev ve direnişlerle hakları için mücadele ediyor. İzmir’de Temel Conta, Sunel, OTP, TTL Tütün işçileri, güvenceli iş, yoksulluk sınırı üzerinde ücretler, insanca çalışma koşulları için grevdeler. Digel işçileri sendikal haklarından vazgeçmiyor işten atılanlar direnişlerini sürdürüyor” denildi. Açıklamada, İşyerlerinde şiddete karşı İLO 190’ın uygulanması için kadınalrın seslerini daha fazla yükselteceği de ifade edildi.
‘Kadınlar evlerinde katledildi’
2024 yılında 394 kadın katledildiğini, 259 kadının şüpheli olarak hayatını kaybettiği dile getirilen açıklamada, failler hakkında etkin soruşturma başlatılmadığı, bu kadınların yarısından fazlasının eşleri, babaları, boşanmak istedikleri erkekler tarafından katledildiği kaydedildi. Her kadın katliamının arkasında “kutsal aile” anlayışının olduğu söylenilen açıklamada, “Aile adı altında sürdürdüğünüz kadın düşmanı politikalarınızdaki iki yüzlülüğü her yerde teşhir edeceğiz. Şiddetsiz bir dünya yaratana dek, kadına yönelik şiddet ve cinayetlere karşı caydırıcı cezaların uygulanması, 6284’ün etkin uygulanması, sığınmaevlerinin sayısının artırılması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Her yerde erkek-devlet şiddetine karşı direnişin ve özgürlüğün sesini yükselteceğiz” ifadeleri kullanıldı.
‘AKP politikaları sonucu çocuklar katlediliyor ve sömürülüyor’
Kadınlara "çocuk doğurun" diyen AKP iktidarının çocukları korumaya gelince ortadan kaybolduğu vurgulanan açıklamada, çocukların iradeleri, bedenleri ve varlıklarının yok sayıldığının altı çizildi. İktidarın eğitimi sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirirken eğitimi dinselleştirdiğinin altı çizilen açıklamada, “Çalışırken okumak zorunda kalan MESEM’Li, liseli, üniversiteli gençler iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Bütün bu saldırıların ideolojik bir saldırı olduğunu görüyoruz ve bir kez daha yineliyoruz; Çocukların öldürülmediği, yalnız kalmadığı, yoksullaştırılmadığı bir dünya ve yaşam için hep birlikte mücadele edeceğiz” sözlerine yer verildi.
‘Kadınlara bütçeden pay ayrılmıyor’
Aile Bakanlığı bütçesinde ailenin korunması ve güçlendirilmesi için ayrılan payın, kadının güçlenmesine ayrılan payın neredeyse 3 katı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, onlarca belediyeye atanan kayyımlar aracılığıyla da kadınların kazanımları ortadan kaldırıldığı ifade edildi. Açıklamada, “Kadınlar ifade ve örgütlenme özgürlüğü alanında da çok büyük sorunlar yaşıyor. Kendi öz örgütleri, devlet denetimine sürekli tabi tutulurken, yapılan basın açıklamaları ya da sokak gösterileri sürekli engelleniyor ve bu nedenle kadınlar devlet şiddetine maruz kalıyor. Bugün cezaevlerinde sadece düşünceleri nedeniyle bulunan çok sayıda kadın siyasetçi, gazeteci, insan hakları savunucusu bulunmakta. Cezaevlerinde çok sayıda hasta kadın mahpus tedavi hakkına erişim sağlayamıyor. Yine cezaevlerinde ve gözaltı merkezlerinde bulunan adli ve siyasi kadınlara yoğun bir baskı yöntemi uygulanmakta, arama adı altında “Çıplak arama” işkencesi uygulanıyor, koğuşlarına giren görevliler tarafından tacize maruz kalıyorlar” denildi.
‘Savaşlarda direnen kadınların mücadelesi bizim mücadelemizdir’
“Gazze’de, Rojava’da, Afganistan’da, İran’da ve Suriye’de kadınlar savaşların sonucu olarak öldürülüyor, sürgün ediliyor, özel savaş politikalarına maruz bırakılıyor” denilen açıklamada, savaşın kadın bedenini ganimet haline getirdiği, kadınları yoksullaştırdığı ve tüm demokratik hakları yok ettiği belirtildi. Açıklamada, “Erkek egemen iktidarların savaş ve şiddet politikalarına karşı direnen kadınların barış, özgürlük ve yaşam hakkı için verdiği mücadele, bizim mücadelemizdir. Türk, Kürt, Ezidi, Afgan, Arap kadınların direnişi bizim direnişimizdir. Bu mücadele demokratik toplum mücadelesidir. Biz kadınlar, ortak mücadele mirasımızdan aldığımız inanç ve umutla savaş ve şiddet politikalarına karşı mücadele ediyor, özgür yaşam iddiamızı büyütüyoruz” diye kaydedildi.
Şakran Kadın Cezaevinden mektup: İnadına özgürlüğü savunacağız
Ardından Şakran Kadın Kapalı Cezaevinden kadınların gönderdiği mektup okundu. Erkek egemen zihniyetin kadının gerçekliğini yok edemediği belirtilen mektupta tüm köleleştirme politikalarına rağmen kadınların birbirleriyle olan, içten ve görünmeyen bağlarının kopmadığı ifade edildi. Kadınların her yerde katledildiği belirtilen mektupta “Kadını öldürmek yaşamı öldürmektir. Yaşamı öldürmek toplumu öldürmektir. Toplumun tüm değerlerini, ahlakını öldürmektir” denildi.
Mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Eril militarist zihniyet, bugün zindanlarda yaşam adına hiçbir şey bırakmadı. Ağır tecrit ve izolasyon koşullarında bulunan biz devrimci kadın tutsaklar; tüm dayatma, işkence ve baskılara rağmen, inadına özgürlüğü savunmaya, her zerreye kadar kanat çırpıp, her dalda filiz vermeye devam ediyoruz. Bu ağır tecrit ve izolasyon koşullarında yaşayan biz devrimci kadın tutsaklar, özgür bir toplumda adaletin, eşitliğin, sevginin sağlanmasını, onurlu barışın ve demokrasinin gelmesini en çok isteyenleriz ve bunun için burada olanlar olarak bedel ödüyoruz. Ta ki Jin Jiyan Azadi gerçeğimiz oluncaya kadar asla mücadeleden ödün vermeyeceğiz. İşte bu direniş gücüne sahip olduğumuzu bilen eril militarist zihniyet; bugün en ağır baskı, şiddet ve zulmü kadınlara uygulamakta ve kadınları zindanlara atmaktadır . Özgürlük hareketindeki kadınlar, bugün zindanlarda da mücadeleye öncülük etmektedir. Bugün zindanlar kapitalist sistemin kendini en çok idame ettirdiği, toplumu baskı altında tutup ehlileştirdiği, tek tip insan yaratarak sisteme entegre ettiği yerlerdir. Eril militarist zihniyet en açık, en çok burada gerçek yüzünü gösterir. Sistemin sürekliliğini ve kalıcılığını sağlayan biricik ideolojik kurumlar zindanlardır. Burada baskı, sömürü, hatta ölümler bile tamamen kanuna, yasaya göre ya da diğer adıyla mevzuata uygun olarak yerine getirilir.Biz yıllarını zindanlarda, bu tecrit koşullarında, derin izolasyon politikalarına karşı direnerek geçiren devrimci kadın tutsaklar olarak mücadeleyi yükseltiyoruz ve diyoruz ki; gelin kadın zihniyetli bir dünyadan yana, özgür düşünce ve eylem birlikteliğiyle sömürüye, katliama, yok etmeye karşı mücadele edip, örgütlenelim. Haksızlığa uğrayan, emeği, bedeni sömürülen, tacize tecavüze uğrayan her kadının yanında olalım. Birlik olalım. Özgür olalım.”
‘Halkın ve kadınların meşru eşbaşkanıyım’
Mitingde yerine kayyım atanan Elih Belediye Eşbaşkanı Gülistan Sönük’ün mektubu da okundu. Makamına bir özel savaş yönteminin bir parçası olarak “erkek - kayyım “ atanmış olsa bile hala kadınların ve halkın seçilmiş, meşru eşbaşkanları olduklarını ifade eden Gülistan Sönük, kadınların İzmir’den Elih’e kadın özgürlükçü kentler inşaa etmeye devam edeceklerini kaydetti.
Gülistan Sönük’ün mektubu şu şekilde devam etti:
‘Asrın Çağrısı demokratik toplum çağrısıdır’
“Bizim “Asrın çağrısı “ olarak adlandırdığımız “Barış ve demokratik toplum çağrısı” nın yapıldığı bir dönemde 8 Mart’ı kutluyoruz. Bu çağrıyla birlikte yeni bir Türkiye’nin kapısı aralanmış oldu. Hepimizde heyecan yarattı. Savaş ve şiddetin en çok kadını hedef aldığı bizler tarafından bilinmektedir. Kadına yönelik şiddeti önlemeyip, şiddet faili erkekleri cezasızlık politikasıyla adeta ödüllendiren iktidar, ülkede bir “kadın kırımı “ yapmaktadır. Yeni katliamlara yol açmaktadır.”
‘Örgütlülüğümüzü büyütmeliyiz’
“Biz kadınlar; kadın cinayetlerinin ideolojik ve politik olduğunu biliyoruz. Tam da bu militarist, cinsiyetçi, dinci ve milliyetçi yani tekçi ideolojiye karşı ; kadın kimliği etrafında buluşup kadın özgürlükçü yaşam modelini inşaa edebiliriz. Halkları birbirinden ayrıştıran, toplumu kutuplaştıran erkek aklına karşı biz kadınlar demokratik uzlaşı ihtiyacı gereği kadın zemininde buluşup, özgürlük mücadelemizi güçlendirmeliyiz. Örgütlülüğümüzü büyütmeliyiz. Mücadelesini verdiğimiz demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmamızı inşaa edecek birikim ve tecrübeye sahip kadınlarız”.
‘Özgür yaşam modeli hedef alındı’
Wan Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal ise mektubunda, "Asrın çağrısı"na vurguda bulundu. Kadınları yaşamın her alanından soyutlayarak, şiddet sarmalına sürükleyerek özgür yaşam modelinin hedef aldığı ifade eden Neslihan Şedal, “Bizler bu topraklarda Demokratik Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü’ bir perspektifle yerel yönetimler modelimizi hayata geçiriyoruz. Eş başkanlık sistemi ile binlerce yıldır cinsiyetçi ideolojinin yarattığı eşitsizlik sistemine karşı eşit temsiliyeti hayata geçiriyoruz. Yönetimsel mekanizmalarda kadınların erkeklerle eşit bir şekilde politika üretebildiği yerlerde kadın dostu kentlerin inşa etmeye çalışılıyoruz, başarıyoruz da. Ancak Bildiğiniz üzere eş başkanlık sistemimizin toplumda yarattığı değişim ve dönüşümden rahatsız olan iktidar 9 yıldır kayyum politikası ile kadın iradesini gasp ederek, kadınların kazanımlarını hedef alarak saldırılarını devam ettiriyor” dedi.
‘Kayyıma kadınlar ders vermek istedi ve başardı’
Kayyumların kadın sığınma evinin kapatılmasından yaşam merkezlerine kadar, kadın üretim alanlarından kadın kooperatiflerine, kadın akademilerinden spor komplekslerine kadar her alanın kapatılmasının iktidarın kadın düşmanı politikalarını kayyımlar eliyle devam ettirmesi olduğunu ifade eden Neslihan Şedal, “Sevgili İzmirli kadın yoldaşlarımız; bizler burada 31 Martta, tarihte eşi benzerine zor rastlanan bir başarıyla seçimi sonuçlandırdık. Van Büyükşehir Belediyesini tüm ilçeleri ile birlikte yani toplamda 14 belediyeyi kazandık. Bunu çok büyük bir iddiayla ifade ediyoruz ki bu başarı büyük oranda kadınların başarısıydı. Çünkü kurumları kapatılan kadınlar kayyumlara büyük bir ders vermek istedi ve başardı da” diye belirtti.
‘Kadınları bir araya getiren ortak kadın ruhu var’
Neslihan Şedal, mektubunda ayrı kentlerde olsalar da kadınları bir araya getiren ortak bir kadın ruhu olduğunu belirterek, “Dilimiz, rengimiz, fikriyatımız farklı farklı olsa da bizi bir araya getiren ortak bir tarihimiz var. Bizleri yok etmek isteyen bu akla karşı ortak mücadele hattı ortak tarihsel bilincimizin de bir gereğidir. Yaşamı biz kadınlar için yaşanmaz kılanlara, yaşadığımız coğrafyayı savaş alanına çevirenlere, kazanımlarımızı ve irademizi gasp edenlere karşı direnişte olduğumuzu ve kadın mücadelesiyle mutlaka kazanacağımızı belirtiyoruz. Kadın dayanışmasının hepimiz için özgür yaşamı tesis edeceğine inanıyoruz” diye belirtti.
‘Tüm tutsaklar için özgürlük ve barış talebi’
Ardından Barış Anneleri adına Medine Kaymaz söz aldı. Barış Anneleri olarak Türk Kürt Arap tüm halktan kadınların 8 Martı'nı kutlayan Medine Kaymaz, herkes için barış ve özgürlük istediklerini ifade etti. Medine Kaymaz, “Biz Barış Anneleriyiz ve barı istiyoruz. Bu yıl 27’inci senesinde Kürt halkının önderi kirli savaş nedeniyle hala cezaevinde, zulüm altında. Çocuklarımız cezaevlerinde hapis, yeter artık bu güzel bahar gününde artık barış ve özgürlük günü. Tüm dünya kadınları için kutu olsun, herkes elini barış ve özgürlük için uzatsın ve kadınlar için özgürlük olsun tüm milletten insanlar için” diye konuştu.
Miting Jinart Huner Sanat Evinden kadınların oluşturduğu Koma Jin ve Moleni Kadın grubunun ezgileri eşliğinde halaylar ve danslarla devam etti.
Aydın
Aydın’da, kadınlar, Aydın Kadın Platformu ile birlikte kent meydanında basın açıklaması düzenledi. "Yaşasın 8 Mart" yazılı pankartın taşındığı basın açıklamasında basın metnini kadınlar adına Eğitim-Sen Aydın Şubesi Kadın Sekreteri Alev Karakaya okudu.
Alanda sık sık “Jin jiyan azadi”, “Biji tekoşina jinan”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz” sloganları atıldı. DEM Partili ve TJA’lı kadınlar açıklamaya ulıusal kıyafetleri ile katıldı.
Denizli
Denizli 8 Mart Platformu öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasında kadınlar, “Söyleyecek aözümüz değiştirecek gücümüz var yaşasın 8 Mart yazılı pankartı taşıdı. Kadınlar sık sık, “Erkeke adalet değil gerçek adalet”, “Jin jiyan azadi”, “Biji tekoşine jinan”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganlarını attı.
Basın açıklamasını kadınlar adına Özge Sarman okudu. Açıklamada şiddetsiz, sömürüsüz bir dünya için mücadele mesajları verildi.