Kadın Devrimi (5) 2025-02-28 09:01:27   Sistem karşıtı mücadele ve direniş   HABER MERKEZİ - Kürt Kadın Hareketi, 21’inci yüzyılın “Kadın devriminin” gerçekleşeceği bir süreç olacağına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde sistem karşıtı mücadele ve bunun içerisindeki kadın direnişi ve öncülüğüne ilişkin tespitleri önemli bir perspektif oluşturuyor.    21’inci yüz yılda kapitalist modernitenin başta kadınlar olmak üzere topluma dayattığı özgürlüksüzlüğe karşı mücadelenin öncülüğünü kadınlar yapıyor. Gerçekleşecek “Kadın devrimi” ile özgür, eşit ve demokratik yaşamın inşa edilmesi tüm kadınları birleştiren payda oluyor. Kadın devriminin nasıl olması gerektiğine ilişkin de en önemli tartışmaları Özgür Kürt Kadın Hareketi yürütüyor.    Konuya ilişkin Özgür Kürt Kadın Hareketi’nin “Kadın devrimine” ilişkin geliştirdiği tartışmalara ilişkin bu bölümde 21’inci yüzyılda sistem karşıtı mücadele ve kadın direnişinin nasıl olacağını ele alacağız.   Sisteme karşı mücadele edenler kimler?   Devletli uygarlığın biriktirdiği ve kapitalizmle toplum kırım düzeyine varan sorunlar, derinleşen çelişkiler diyalektik biçimde karşı direniş, eylem ve örgütlenmelerin gelişmesini beraberinde getiriyor. Binlerce yıldır uygarlık karşısında varlıklarını koruyan toplumsal yapıların direnişi sürerken, kapitalizmin gelişimi ile birlikte bu direnişin öncülüğünü sistem karşıtı güçler yapıyor. Sistem karşıtlığı kavramı daha çok Fransız devrimi ile gelişen halk hareketi, ardından gelişen işçi hareketleri, ulusal kurtuluş mücadeleleri, anti-faşist cepheleri ve kadın özgürlük mücadelesini ifade etmede kullanılıyor. Günümüzde feminizm ve kadın özgürlük hareketleri, ekolojik, anarşist hareketler, kültürel, etnik dini grupların sömürgecilik sonrası geliştirdikleri hareketler ile yeni sosyalizm, yeni sol ve modernist düşünceye alternatif üretmeye çalışan post-modernistler sistem karşıtı güçler kapsamında ele alınır.   En güçlü direniş temsili   Birçok cepheden kapitalizmin yarattığı ekolojik krize, ekonomik sorunlara, kadın kırımına, faşizan uygulamalara, savaş ve militarizme, ulus-devletlerin homojen toplum anlayışına karşı farklı kimliklerin var olması temelinde bir mücadele söz konusudur. Son on yılda finans kapitalin sebep olduğu krizlerin kadın kırım karakterine paralel biçimde direnişteki kadın öncülüğü daha belirgin hale geldi. Kürdistan ve Türkiye’de iktidara karşı eylemlerde Kürdistan kadın özgürlük hareketi en etkin sistem karşıtı güç konumunda. 3’üncü Dünya Savaşı’nın mekanı olan Orta Doğu’da Kürt kadınların öncülüğünde gelişen direniş, DAİŞ’in yenilmesi ve kendi alternatif sistemini kurumlaştıran Rojava Devrimi bu çağın en güçlü direnişini temsil etti. Bu direniş küresel çapta desteklere, katılımlara, sistem karşıtı ekolojik, feminist, demokratik hareketlere ilham kaynağı oldu.    Rojava devrimi, Rojhilat serhildanı   Kürt kadınların özgürlük mücadelesinin 30 yılı aşan gelişimi ve Rojava devrimi ile somutlaşan kadın devrimi inşası Rojhilat serhildanları ile zirveye ulaştı. Kuşkusuz 2022 yılına damgasını vuran ve kadın mücadelesindeki yükselişi dünyaya gösteren Rojhilat oldu. Bu serhildanlar Saqızlı bir Kürt kadını olan Jîna Emînî’nin ahlak polisleri tarafından katledilmesiyle başladı. Tüm topluma ve dünyaya yayılan kadın serhildanlarının Rojhilat’ta bu denli görkemli yükselişi elbet tesadüf değildi. İran’da önemli toplumsal ve devrimsel değişim dönemlerinde hep kadınlar belirgin aktördü. Günümüz İran İslami rejimi her ne kadar kadınların özgürlüğüne dönük büyük saldırılar içinde olsalar da toplumda kadın kültürünün gücü hep belirgindi. Bu serhildanlar Kürt kadınlar öncülüğünde Orta Doğu’dan başlayan bir kadın devriminin dünyayı nasıl etkilediğini ve nasıl bir toplumsal devrimin öncülüğünü yapabileceğini gösterdi.   İktidarlara karşı mücadelenin öncüleri   Dünyaya bakacak olursak şu çok açık görülüyor, 21’inci yüzyılın başı önemli kadın mücadelelerine sahne oluyor. Bu, kadını merkezine alan yeni bir toplumsal devrimin işaretlerini veriyor. Tüm dünyada iktidarlara karşı demokrasi ve insan hakları talebiyle direnişler yükseldi. Amerika, Brezilya, Mısır, Lübnan, Türkiye ve Kuzey Kürdistan gibi birçok yerde bu eylemlere kadınlar öncülük etti.    Arap Baharı’nda kadınlar   Arap baharı olarak bilinen süreçte 13 ülkedeki protesto eylemlerinde kadınların yoğunluğu ve öncülüğü dikkat çekiciydi. Sudan’da 30 yıllık diktatörlüğe son veren protestoların öncülüğünü de kadınlar yaptı. Hindistan’ın güneyindeki Kerala eyaletinde cinsiyet eşitliği talebiyle 1 Ocak 2019’da 5 milyon kadın 620 km’lik insan zinciri oluşturdu. 30 bin sağlık çalışanı kadın, çalışma yaşamındaki hakları elde etmek için Bengaluru kentinde eylem yaptı. İran’da 2014 yılında başlayan ‘Benim Gizli Özgürlüğüm’ kampanyasının bir devamı olarak gelişen, 2017 yılında ‘Beyaz Çarşamba’ eylemleri hem başörtüsüne hem de ekonomik kriz ve İran rejimine karşı önemli bir başkaldırıydı. Suudi Arabistan’da kadınlar baskı ortamında yürüttükleri kampanyalarla evlenme-boşanma hakkı, pasaport ve çocuğunun sertifikasını alabilme ve araba kullanma gibi birçok hakka kavuştu. Lübnan’da ek vergilere karşı yapılan eylemlerin kilit gücü kadınlardı.   Irkçı söylemlere karşı alanlardaydılar   ABD Başkanı Donald Trump’ın ırkçı ve kadın düşmanı söylemlerine karşı ilk seçildiği süreçteki yemin töreninde yarım milyon kadın, ABD’nin en büyük bir günlük protestosunu gerçekleştirdi. Köle ticareti yapan sömürgeci kişilerin heykellerini yıkan eylemciler alternatif yaşam alanları oluşturarak öz savunma ve özyönetim perspektifini hayata geçirmeye çalıştılar. Kadınlara ve yerlilere dönük ırkçı, cinsiyetçi söylemleriyle tanınan 2019-2023 yılları arasındaki Brezilya devlet başkanı Jair Bolsonaro’yu protestoların merkezinde kadınlar vardı. Seçimlerden önce “Kadınlar Bolsonaro’ya Karşı Birleşiyor” grubunun başlattığı ve 3 milyon kişinin katıldığı #EleNao (Onu Seçmeyin) kampanyası oldukça etkiliydi.    İklim krizine karşı   İklim krizi ve küresel ısınmaya karşı Greta Thunberg’in başlattığı ve 136 ülkede bu amaçla yapılan eylemlere binlerce kişi katıldı. Gelecek için Cumalar (Fridays for Future) adı verilen bu eylemlere katılan gençler “Geleceğimizi çalıyorsunuz”, “başka dünya yok, dünyanı kurtar “ “Fosilden kurtul, geleceğe sahip çık”, “Ölmüş bir gezegende gelecek olmaz” yazılı pankartlar ve sloganları ile iklim krizinin sonuçlarına dikkat çektiler. Küresel düzeydeki toplumsal sorunları gündemine alarak eylemler örgütleyen, DiEM25 (Avrupa’da Demokrasi Hareketi), #BlackLivesMatter (Siyahi Hayatlar Değerlidir), Fransa’da işsizlik ve özelleştirmelere karşı sarı yeleklilerin başlattığı protestolar devam ediyor.   Taciz, tecavüz, kadın yoksulluğu   Kadın katliamları, kürtaj yasakları, taciz ve tecavüz olayları, kadınların yoksulluğu ve yaşam tarzına yönelen saldırılara karşı milyonların katıldığı küresel çapta protesto, eylem ve örgütlenmeler geliştirildi. Polonya’da kadınlar, kürtaj yasaklarına karşı 60 şehirde ‘Kara Pazartesi’ eylemleri başlattı. 6 milyon Polonyalı kadınının ev ve is¸ yerlerinde bir günlüğüne işlerini durdurması kadın grevlerinin başlangıcı oldu.   'Bir kadın daha eksilmeyeceğiz' eylemleri   Arjantin’de Lucia Perez’in katledilmesine karşı başlayan “Ni una menos” (bir kadın daha eksilmeyeceğiz) eylemleri İtalya, İspanya, Brezilya, Türkiye, Peru, ABD, Meksika ve Şili’ye sıçradı. Kadına yönelik şiddete karşı başlayan bu eylemler ekonomik krizi konu alarak cinsiyetçilik ile yoksulluk arasındaki bağı ortaya koymuş oldu. İspanya’da greve 6-8 milyon arasında ev emekçisi ve çalışan kadın katıldı. Kapitalizmin “en refah” ülkesi olarak bilinen 8 milyon nüfuslu İsviçre’de yarım milyon kadın greve gitti. Meksika’da kadın nüfusunun yüzde 53’ü greve gitti.   La Tesis ve  #MeToo   Şili’de bir milyondan fazla kadın yürüyüşlerle devlet yönetimini protesto etti. 25 Kasım’da La Tesis dansı ile devlete ‘Katil sensin, tecavüzcü sensin’ diyerek seslerini yükseltti ve Şili de bu eyleme öncülük eden kadınlar partileşme kararı aldılar. Sinema sektöründe çalışan kadınların Hollywood’da uğradıkları tacizleri ifşa ettikleri ve giderek yayılan #MeToo (ben de tacize uğradım) kampanyası da küresel düzeyde etkili bir eylem oldu.   Yerel halkların direnişi   Yerel halkların kendi kültürlerini ve yaşam alanlarını savunmak için geliştirdiği direnişler, ekolojik yıkıma karşı çevreyi savunmak için gelişen eylemlerde her geçen gün daha fazla yükseldi. Yoksulluk ve işsizliğe karşı grevler, sokak gösterileri, ırkçı, dinci temeldeki terör saldırılarına, işgallere karşı da eylemsellikler gelişiyor. Faşist, sağcı iktidarların cinsiyetçi, ırkçı, tekçi söylem ve uygulamaları da tepkilere ve karşı çıkışlara yol açıyor.   Sistem karşıtı mücadelede gençlik   Uygarlık sistemlerinin ilk oluşumlarından itibaren jerontokrasi ile egemenlik altına aldıkları gençlik de sistem karşıtı mücadelede her dönem en aktif güç konumundadır. Kapitalizm gençliğin yenilikçi, özgürlükçü özelliklerini ve devrimci potansiyelini ortadan kaldırmada daha özel yöntemler geliştirdi. Aile ve devlet kurumunun ortaklığında meslek edinmek, güvenceli bir hayatın sahibi olmak adına devletlerin zorunlu kıldığı uzun okul süreçleri ile ulus devlet vatandaşına dönüştürülmeleri hedeflenir. Askerlikle genç erkeklerin iradelerinin kırılması, erken yaşta evlendirilme ile gençlik döneminin erkenden sona erdirilip kaldırabileceklerinden ağır sorumluluklar yükleyerek gençlik teslim alınır. Uyuşturucu, seks, sanal dünyalar, özgürlükçü duygular ve arayışlar geliştirmeyen sanat anlayışı gençlere özel geliştirilen yöntemlerdir. Tüm gençlik kırımı yöntemlerine rağmen sistem karşıtı hareketlerin temel dinamizmini gençler oluşturur. İşsizlik, yoksulluk, ırkçılık, endüstriyalizmin yarattığı ekolojik yıkımın geleceklerini karartmak anlamına geldiğini gören gençler temel eyleme geçiyor, komünal topluluklar kuruyor, özgürlükçü hareketlere katılıyor. Kadın özgürlük hareketi ile gençlik hareketi bu açıdan birçok noktada ortak bir baskının olduğu kadar sistem karşıtı mücadelenin öncülüğünde de ortaklaşıyor.    Örgütlülük düzeyinin zayıflığının olumsuz etkisi   Sistem karşıtı güçlerin örgütlülük, eylem düzeyi ve alternatif sistemi geliştirme kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle esasta sistem karşıtı cephede yer alabilecek toplumsal kesimler mücadele dışında kalıyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan bu zayıflığı şu sözlerle tanımlıyor: “Kapitalizmden çıkarı olanlar kabaca yüzde on ise, kapitalizme muhalif olanların oranı da aynı seviyededir. Toplumun yüzde sekseni, her iki kesim açısından kapitalist olmayan toplum olarak, çözümleme ve çözümlerde özne değil nesne konumundadır. Kapitalizm toplum üzerinde kârı hesaplarken, muhalifler toplumu ancak dışarıdan sürüklenilebilecek bir yığın gözüyle değerlendirirler. Kapitalist moderniteyi aşamamalarının temelinde bu gerçeklik yatar.”   Ulus devlet ve endüstriyalizmin olumlu görülmesi   Sistem karşıtlığının 500 yıllık kapitalist sistemin ötesinde 5 bin yıllık devletli, erkek egemenlikli uygarlık karşıtlığı olarak ele almamak modernizmi aşmalarını önlüyor. Sistem karşıtı hareketlerin kuram ve pratiklerinde bu kopukluğun sonuçlarını görmek mümkündür. Marksist geleneği esas alan sol-sosyalist hareketler kapitalizm karşıtlığı yapmalarına rağmen ulus-devlet ve endüstriyalizmi olumlu görmüşlerdir. Ulusal kurtuluş hareketleri modern yaşam, kapitalist üretimi uluslaşmanın şartı görüp anti-kapitalist ve anti-emperyalist tutumlarında tutarlı davranmamışlardır.   Anarşistler ve sosyal demokratlar   Anarşistler kapitalizmle birlikte ulus devlet ve endüstriyalizme karşı çıksalar da anarşist bireyi, dar otonom gruplaşmaları alternatif modernite ve toplum geliştirmeye tercih etmişlerdir. Kuramda ve eylemde giderek liberalize olan sosyal demokratlar ise reformist çözümleri ile kapitalizmin krizini hafifleten bir rol oynamışlardır.   Ekolojist hareketler, kültürel ve dini topluluklar   Ekolojist hareketler endüstriyalizme karşı çıkmalarına rağmen kapitalist modernitenin tüm ayaklarına karşı aynı tutumu gösterememişlerdir. Modernizm ve kapitalizm karşıtı kültürel, dini, etnik topluluklar ise tarihsel kültürlerini modernize etme ya da geçmişi olduğu gibi yaşamaya devam etme temelinde arayışları ile alternatifi geliştirememişlerdir.   Feminist hareketler   Erkek egemen sistemin kapitalizmle bağını çözümlemede feminist hareketlerin daha fazla çabası olmuştur. Ancak modernizm karşıtlığını geliştirme ve alternatif sistem kurgulamada zayıf kalmışlardır. Çoğunlukla bu tür arayışları da tüm toplumu, erkeği kapsayan ve tarihsel toplumsal köklere dayalı olmaktan ziyade ütopik, marjinal projeler olmuştur. Sistem karşıtı mücadelede teorideki liberal etkilere karşı ideolojik mücadele bu açıdan önem taşır. Pozitivist bakış açısını aşma, bilimde paradigmasal devrim arayışları olsa da bunları somutlaştırmaya ihtiyaç vardır.    Yarın: 3 temel boyut ve mücadele perspektifi