‘Adalet sisteminin çocuk odaklı olmaması haklarını zedeliyor’

  • 09:03 12 Aralık 2020
  • Hukuk
ANKARA - Cezaevlerinde kalan çocuklara dair konuşurken sağlık sorunlarına işaret eden CİSST Temsilcisi Avukat Cansu Şekerci, “Cezaevlerinde çocuklar çok yoğun psikiyatri ilaçları kullanıyor” dedi. Cansu, “Adalet sisteminin çocuk odaklı olmaması bu sistem içerisinde haklarının zedelenmesine sebep oluyor” vurgusu yaptı.
 
Türkiye cezaevlerinde son yıllarda yaşanan hak ihlallerinde ciddi artış yaşanırken, ihlale maruz kalanların başında çocukları ile cezaevinde kalan kadınlar ve tutuklu-hükümlü çocuklar oluşturuyor. Halihazırda cezaevlerinde çocukların yaşadıkları sorunlar ise pandemi ile birlikte katlanarak artıyor. Çocuklar, sağlık ve beslenme yetersizliği gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.
 
Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerinde bulunan çocukların sayısına dair güncel bir verisi bulunmamakla birlikte, bu konuya dair Meclis’e sunulan soru önergesine Bakanlık tarafından Temmuz ayında verilen yanıta göre 18 Şubat 2019 tarihi itibariyle cezaevlerinde 12 -15 yaş arası 146, 15-18 yaş arası 2 bin 764 tutuklu ve hükümlü bulunuyordu. Ancak 0-6 yaş arası çocukların sayısına dair resmi bir veri yok. Öte yandan araştırmalara göre özellikle 0-6 ve 12-18 yaş arası çocukların cezaevinden çıktıktan sonra hayata entegrasyon sorunu yaşadığı ve toplum tarafından dışlandıkları da görülüyor.
 
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin  (CİSST) Cezaevinde Çocuk Tematik Alanı Temsilcisi Avukat Cansu Şekerci, cezaevinde anneleriyle kalan çocuklar ve çocuk hükümlülerin durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘TÜİK ve Adalet Bakanlığı verileri güvenilir değil’
 
Türkiye İstatistik Kurumu’nun ( TÜİK)  en son 2019’da paylaştığı verilere göre 2019 yılında cezaevine giren çocuk sayısının bin 679 olduğunu aktaran Cansu, “Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı istatistiklerde 2019’da aynı sene meslek edinme kurslara katılan hükümlü ve tutuklu çocuk sayısı 7 bin 500 olarak açıklanıyor. Yani elimizde Adalet Bakanı’nın paylaştığı 7 bin 500 sayısı var. Bunun dışında TÜİK’in bin 679 sayısı var. Bu istatistik de aslında bizim için güvenilir bir tablo çizmiyor. Kasım 2018’de Adalet Bakanı Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na ayrıntılı bir hazırlık yapmıştı, o zaman 3 bin 19 tane çocuk mahpus sayısı vermişti,  anneleriyle kalan çocuk sayısını da 743 olarak açıklamıştı. Tabi şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Pandemi dolayısıyla çocukların infaz sürelerinin hesaplamasında değişiklik oldu. Tahliye edilen çocuklar oldu, muhakkak yeni tutuklamalar da oldu" diye belirtti.
 
‘Veriler kamuoyuyla paylaşılmıyor’
 
Uzun süredir cezaevi verilerinin paylaşılmadığına dikkat çeken Cansu, “Geçmişte Cezaevi Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün (CTE) internet sitesinde bu veriler istatistik olarak paylaşılıyordu. Fakat yaklaşık 2017’den beri veriler yayımlanmadığı gibi kamuoyuyla da paylaşılmıyor. Onun dışında yaptığımız bilgi edinme başvurularına da yanıt verilmiyor. Biz bilgi edinme başvurusunda, ‘Türkiye hapishanelerinde 12 ile 18 yaş arası kaç çocuk vardır?’ diye sorduk. Ancak bu sorularımız cevaplandırılmadı” ifadelerini kullandı.
 
‘Sağlığa erişimle ilgili de problemler oluyor’
 
Cansu, cezaevlerinde anneleriyle tutulan çocukların en büyük sıkıntılarının sağlığa erişim olduğunu kaydederken, “Sağlık problemi doğuştan gelen bir problem veya hapishane ortamında ortaya çıkmış problemler olabilir. Maalesef ki, hapishanelerde hiçbir mahpus sağlığa yeterli derecede erişemiyor. Hastaneye ringle götürülmesi de sağlık sorunlarının artmasına neden oluyor. Öte yandan 0-6 yaş çocukların durumlarının bir uzman doktor tarafından incelenmesi gerekiyor ama tabi ki hapishanelerde anneleriyle tutulan çocuklar için yeterli düzen genel anlamda olmadığı gibi sağlığa erişimle ilgili de problemler oluyor. Hapishane idaresinin gerekli özeni göstermediğini söyleyebiliriz. Aldığımız başvurularda anneler, çocuklar için yeterli ek besinlere ulaşamadıklarını söylüyor” dedi.
 
‘Çocuklar temiz havaya erişemiyor,  doğaya çıkamıyor’
 
Kreşi olan kadın cezaevlerinde kreşlere gidecek olan çocuklara yönelik bazı ayrımların yapıldığını aktaran Cansu, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle annenin suç tipine göre değişiyor. Doğal olarak çocuklar temiz havaya, doğaya çıkamıyorlar ya da çıkabiliyorlarsa da bunlar çok sınırlı koşularda yetmeyecek koşullarda oluyor. Adalet Bakanı yapılanmaya gittiğini söyledi. Anne ve çocukların ayrı bir ortamda ve çocukların oyun alanlarına bahçeye erişimleri sağlayabilecek şekilde bir düzenleme yapacağını söyledi. Ancak Sincan Hapishanesi’nde bunun tamamlandığı bilgisi Adalet Bakanlığı tarafından internet sitesinde paylaşıldı. Yanlış hatırlamıyorsam bu düzenleme 48 çocuk ve annesi için planlandı. Ancak haklara erişimde bir standardın olmadığı ve bu şekilde bir eşitlikten söz edilemeyeceğini görüyoruz. O yüzden her ne kadar olumlu bir durum olarak değerlendirilse de bu çocukların hapsedilmemesi için annelerin hapishanelerde olmaması gerekiyor.”
 
’10 günlük bebek annesi ile tutuklanamaz’
 
Pandemi döneminde yapılan düzenleme ile çocuğu olan kadınların çocuğunun bir buçuk yaşına gelene kadar infazında düzenlemeye gidildiğini söyleyen Cansu, “Fakat buna rağmen 10 günlük bir çocuğun annesi hapishaneye alındığına şahit olduk. Buna sivil toplum reaksiyon gösterdi ve infazın ertelenmesi için ortak bir refleks gösterdik. Tutuklamanın son çare olması ve alternatif koruma ya da güvenlik tedbirleriyle insanların yargılama sürecine dahil olması gerekir. Yani 10 günlük bir bebeğin annesi ile tutuklanmaması gerekir. Denetimli serbestlikle mahkemenin uygun gördüğü başka bir sınırlamayla karşılaşması tartışılabilir ama ne yazık ki yargılama makamları hem 0 ile 6 yaş arası anneleriyle birlikte tutulan çocuklar için hem de 12 ile 18 yaş arası suçla ilişkilendiren çocuklar için tutuklamayı daha öncelikli olarak değerlendiriyor” ifadelerine yer verdi. 
 
‘Tahliye sonrası düşünülmüyor’
 
Tüm bu sorunların yanı sıra cezaevinden tahliye edilen çocukların yaşamının sonrası için de hükümet tarafından herhangi bir politikanın hayata geçirilmediğini ifade eden Cansu, “Buna ilişkin bir destek mekanizması Türkiye adalet sisteminde kurulmuş değil. Tahliye olduktan sonra denetimli serbestlik verilmekten bahsediliyor. Denetimli serbestlik süresinde kişinin bazı alacağı destekler planlanabiliyor. Fakat bu da çok yeterli bir sistem değil. Çocuklar için daha öznel bir şey gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
‘Çocuklar yetişkin hapishanesinde tutuluyor’
 
Türkiye'deki çocuk cezaevlerinin 7’sinin kapalı 4 tanesinin açık olduğunu aktaran Cansu,  çocukların bir kısmının yetişkin hapishanesinde tutulduğunu söyledi. Cansu,  “Örneğin İstanbul’daki çocuk hapishanesinde tutulan 300 çocuğun beslenme, sağlık ve psikoloji durumuyla Patnos L Tipi’nde tutulan çocukların beslenme, sağlık, psikolojik durumu maalesef aynı olmuyor. Zaman zaman hapishanelerde yeteri kadar beslenemediklerini biliyoruz. Yine anneleriyle hapishanelerde tutulan çocuklara, devlet her ne kadar iaşe bedeli ön görse de yeterli olup olmadığı tartışma konusu. Çocuklar kantinden faydalanabiliyorlar ama içme suyu bile paralı. Böyle olunca başta içme suyu olmak üzere, temizlik malzemesi, telefon kartı ve alacakları her şey paralıyken o çocuğun finansal olarak destekleyeni yoksa çocuk da tabi ki hiçbir şekilde faydalanamıyor” dedi.
 
‘Cezaevlerindeki çocuklar çok yoğun psikiyatri ilaçları kullanıyor’
 
Cezaevindeki çocukların psikolojik durumunun da sıkıntılı olduğunu kaydeden Cansu, cezaevinin aynı zamanda şiddeti doğuran bir mekân olduğunu sözlerine ekledi. Küçük yaşlarda aileleri ya da yaşadıkları ortamdan koparılarak cezaevlerine kapatılan çocukların içeride akranlarına şiddet uygulayabileceğinin altını çizen Cansu, şöyle devam etti: “İnfaz koruma memurlarının, hapishane idarelerinin şiddetiyle de karşılaşıyoruz. Bu şiddetin akabinde o duygusal durumdan faydalanarak ‘Ya olur mu öyle şeyler, Ahmet abinin canı sıkkın o yüzden böyle, boşver kardeşim’ denilip de şiddetin üstünün kapatılmasıyla karşılaşıyoruz. Psikolojik problemlerle karşılaşan çocukların, ilaç aldığını biliyoruz ya da ruh ve sinir hastalıkları hastanesine sevk edildiklerini biliyoruz. Özellikle intihara teşebbüs eden çocukların sevki olduğunda ‘Bir daha intihar edecek misin’, ‘hayır’, ‘tamam gidebilirsin’ gibi bir sistemle karşılaştıklarını biliyoruz. Adalet Bakanlığı’na psikiyatrist ilaç kullanan çocukların sayısını da sorduk fakat bunun da cevabını alamadık. Ama içeride çok yoğun bir ilaç kullanımı olduğunu tahmin ediyoruz.”
 
‘Kız çocuklar görülmüyor’
 
Cansu, Türkiye cezaevlerinde kalan kız çocukların görmezden gelindiğini belirterek, bu duruma dair ise şöyle konuştu: “Çocuk hapishanelerinde genellikle oğlan çocuklarını görüyoruz ya da kafamızdaki imajdan yaratılan çocuklar görünüyor. Fakat Türkiye'de hapsedilen kız çocukları da var. Çocuklar zaten infaz sisteminin içinde olabildiğince görünmez kılınmışken idareler tarafından ve mevzuat tarafından,  daha da görünmez kılınıyor. Kız çocukları yetişkin kadın hapishanelerinin çocuk koğuşunda tutuluyorlar; hatta belki yetişkin erkek hapishanelerinin çocuk koğuşunda tutuluyorlar. Bunların takibini tam olarak yapamıyoruz. Çünkü veri paylaşmak ve şeffaflıkla ilgili ciddi problemler var. Adalet Bakanlığı’ndan ‘hangi çocuk nerede bize isim isim ver’ demiyoruz ama en azından Adalet Bakanlığı’nın ‘İçeride ne olduğunu biliyorum, içeride hangi grupların tutulduğunu biliyorum ve buna göre bir destek mekanizması üretiyorum’ gibi bir açıklama ve faaliyet dökümü yapması gerekiyor. Kız çocukların o yüzden daha görünür olması ve ihtiyaçları konusunda desteklenmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.”
 
‘Cezası kesinleşen kız çocukları Urla’ya gönderiliyor’
 
Cezaevlerinde kız çocukların çok daha az sayıda olduğunu belirten Cansu, kız çocuklarına özgü “Eğitim evi” denilen açık cezaevinin İzmir Urla’da olduğunu söyledi. İstanbul’dan, Van’dan, Adana’dan ve Türkiye’nin bir çok noktasından cezası kesinleşen her kız çocuğun gideceği yerin Urla Açık Cezaevi olduğuna işaret eden Cansu, “Çocuğun ailesine erişimi, sosyal ortamından koparılması, başına bir şey geldiğinde hemen arayıp ‘Derdim var yetişin’ diyebileceği birini olmaması gibi sorunları derinleştiriyor. Çocukların sayısı az olduğu için ayrı hapishaneler üretmek aslında hapishane sayısını ve hapsetme motivasyonunu da arttıran bir olgu olarak karşımıza çıkıyor” dedi.
 
‘Çocukların bu sistem içerisinde hakları zedeleniyor’
 
Adalet sisteminde çocukların “çocuk” olarak değil henüz hakkındaki cezası kesinleşmemiş dahi olsa “suçlu” olarak yer aldığını kaydeden Cansu, "Hakimlerin, idare ve gözlem kurullarının da tavrı aynı. Örneğin 20 yaşındaki bir genç, açık hapishaneye ayrılmak istiyor süresi gelmiş fakat diyorlar ki ‘Bu suç makinası gibidir, hakkında çok dosya var o yüzden açık hapishaneye ayrılmasına onay vermiyoruz.'  Yargılama 'Avukat hanım zaten kaç tane dosyası var ben de hapis cezası veriyorum’ gibi bir tavırla ilerliyor. Adalet sisteminin çocuk odaklı olmaması bu sistem içerisinde haklarının zedelenmesine sebep oluyor” dedi.