
Özsavunma hakkını kullanan kadınlara verilen yargı kararları
- 09:03 24 Kasım 2020
- Hukuk
HABER MERKEZİ - Ölmemek için öldürmek zorunda kalan ve yaşamını savunan kadınlar, eril yargı tarafından ağır cezalara çarptırılıyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken özsavunma hakkını kullanan kadınlara verilen yargı kararlarını derledik.
Yaşadıkları coğrafyada eril şiddete karşı kendini savunmak için öldürmek zorunda kalan kadınlar, günümüzde ağır cezalar ile yüz yüze kalıyor. Özsavunmayı kadınların gündemine sokan iktidarın kadın politikaları ise neredeyse her gün bir kadının katledilmesine neden oluyor. Ölmemek için öldürmek zorunda kalan kadınların yaşamları sorgulanıyor, erkekler aklanmaya çalışılıyor. Yargının verdiği kararla yıllarca cezaevinde tutulan kadınlar adeta ölmediği için cezalandırılıyor.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla kadınların en fazla gündeme getirdiği konulardan biri olan özsavunma hakkını kullanan kadınlara verilen yargı kararlarını derledik.
Bugüne kadar kadına yönelik şiddet vakalarında özsavunma hakkını kullanan ve beraat eden iki örnek var. Kendisine şiddet uygulayan evli olduğu erkeği öldüren Gülfidan Kuşçuoğlu ile daha önce kendisini kaçırıp tecavüz eden ve yeniden görüşmek isteyen Ali Kalkan’ı öldüren Nafiye Kaçmaz, özsavunma haklarını kullandıkları için beraat ettiler. Ancak yüzlerce kadın, yasal savunma hakkını kullandığı halde “kasten öldürme” suçundan ya da yaralamadan dolayı yargılanıyor, tutuklanıyor ve onlarca yılı aşan cezalara maruz kalıyor.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında özsavunma hakkını kullanan kadınlara verilen yargı kararları şöyle:
Nevin Yıldırım
Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Korukaya köyünde yaşayan Nevin Yıldırım, kendisini sistematik cinsel saldırıya maruz bırakan Nurettin Gider'i 28 Ağustos 2012 tarihinde özsavunma hakkını kullanarak öldürmüştü. "İyi hal" ve "haksız tahrik" indirimleri uygulanmayan Nevin'e, 2015 yılında müebbet hapis cezası verildi. Dava, Yargıtay'ın kararı bozmasıyla Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nde 3 Ocak 2018 tarihinde yeniden görülmeye başlandı. Ancak yerel mahkeme tekrar Nevin'in müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmedince dosya bir kez daha Yargıtay'a taşındı.
Bu kez Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararın onanması yönünde görüş bildirerek dosyayı Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne gönderdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 17 Mayıs’ta verdiği kararda Nevin’e müebbet hapis cezası verirken neredeyse istisnasız tüm erkeklere uygulanan “haksız tahrik” indirimini ise uygulamadı.
Uzun süredir kadın örgütlerinin ve feminist avukatların gündeminde olan ve özsavunma ile simgeleşen Nevin Yıldırım davasında yargı öldürmekten başka şansı olmayan Nevin’i bir kez daha cezalandırdı. Kadınlar Nevin’e verilen cezadan sonra Türkiye'de kadınlar için yargı yolunun tümüyle kapalı olduğunu ve Nevin'in toplum, yargı, devlet tarafından sıkıştırılan kadının durumuna örnek olduğunu vurguladı.
Karar feminist avukatlar tarafından Yargıtay’a taşındı.
Çilem Doğan
Çilem Doğan, iki buçuk yıllık evliliğinin ilk ayından itibaren şiddet görmeye başladı. Evli olduğu erkeği defalarca karakola şikayet eden Çilem, 9 kez koruma kararı çıkarttı. Evli olduğu Hasan Karabulut hakkında, eşine yönelik tehdit, yaralama suçlarından asliye ceza mahkemelerinde altı ayrı dava açıldı.
Çilem Doğan, mahkemeye, eşinin akrabalarıyla birlikte çek senet çetesi kurduğunu, eşini polise ihbar ettiğini, polisin eşinin tüm hareketlerinin kendilerine bildirilmesini istediğini söyledi. 8 Temmuz 2015’te Çilem kendisine şiddet uygulayan ve fuhuş yapmaya zorlayan Hasan Karabulut’u, özsavunma uygulayarak öldürdü.
Çilem Doğan polisler tarafından götürülürken “Hep kadınlar mı ölecek?” demesi ve tişörtündeki “Dear Past: Thanks for all the lessons. Dear Future: I am ready” (Sevgili geçmişim, tüm derslerin için teşekkürler. Sevgili geleceğim, ben hazırım) yazısı da kamuoyunda yankı uyandırdı. Daha sonra duruşmalarda, tişörtün olay günü Çilem’in üzerinde olmadığı, teslim olduktan sonra annesinin bir polis memuruyla birlikte tesadüfen bu tişörtü aldığı anlatıldı
Çilem’e önce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası veren mahkeme heyeti, eylemin haksız tahrik altında işlendiğine kanaat getirerek 18 yıla düşürülen cezada iyi hal indirimi de yaparak 15 yıl hapis cezası kararı verdi.
Cinsel saldırıya maruz kaldı, özsavunma uyguladı 16 yıl ceza aldı
Antalya’da yaşayan bir kadın 2015 yılında kendisine sistematik cinsel saldırıda bulunan ve şiddet uygulayan Özgür E.’yi özsavunmasını kullanarak yaraladı. Yaralanan Özgür E.’yi hastaneye kaldıran kadın, Özgür’ün yaşamını yitirmesi üzerine tutuklandı.
“Kasten adam öldürme” suçundan hakkında kamu davası açılan kadın, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı.
Kadının cinsel saldırıya maruz bırakıldığı ve yaralandığı muayene sonucu rapor edilmesine rağmen yerel mahkeme, kadının ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Ardından sanığın suçu haksız tahrik altında işlediği sonucuna varan mahkeme cezayı 16 yıla indirdi.
Özsavunma uygulayan mültecinin beş yıl hapsi istendi
Suriye’deki savaş nedeniyle Sakarya’ya mülteci olarak yerleşen bir kadın, N.S. isimli erkeğin evine kiracı olarak yerleşti. N.S. sistematik olarak kadını taciz etmeye başladı., 19 Ocak’ta evin camını kırarak içeriye girmeye çalışan fail, kadına fiziksel şiddet uygulayarak cinsel saldırıda bulundu. Kadın kendisini korumak için kesici aletle özsavunmasını uyguladı. Fail, bunun üzerine evden kaçtı. Yapılan incelemede, N.S.’nin genç kadına farklı tarihlerde Arapça taciz mesajları yolladığı belirlendi.
Tutuklanan N.S.’ye ‘cinsel saldırı’ suçundan 10 yıla, ‘cinsel taciz’ suçundan iki yıla, ‘konut dokunulmazlığını ihlal’ suçundan üç yıla, ‘mala zarar verme’ suçundan da üç yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Kendisini savunan kadına ise ‘silahla tehdit’ suçundan beş yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede ‘Kadının eyleminin meşru savunma olarak değerlendirilebileceği ancak hukuki nitelemenin mahkemenin takdirinde olduğu’ ifade edildi.
Namme Öztürk
Namme Öztürk, 2016 yılının Temmuz ayında kendisine sistematik şiddet uygulayan ve son olarak ateşli silahla katletme girişiminde bulunan boşandığı erkek Kazım Aydemir’i özsavunma hakkını kullanarak öldürdüğü için tutuklanarak cezaevine gönderildi. Namme, mahkemede verdiği ifadesinde, boşanmadan önce şiddet gördüğünü, iki defa bunun için polise gittiğini, polislerin ‘bir de eşinle konuşalım’ dediğini, sonrasında ise şiddetin daha da arttığını aktarmıştı.
Namme ifadesinde, Kazım Aydemir tarafından sistematik şiddetin yanı sıra cinsel saldırıya da maruz kaldığını belirterek, “Eşim hamile olmama rağmen bana fiziksel şiddet uyguluyordu” demişti
Tüm bu beyanları görmeyen eril yargı Namme’ye 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
Havva Zor
12 Ekim 2019’da kendisine sistematik şiddet uygulayan ve kızını cinsel istismara maruz bırakan evli olduğu Mikail Zor’u özsavunma uygulayarak öldüren Havva Zor’a 15 yıl hapis cezası verildi.
İddia makamı Havva’nın “haksız tahrik” indiriminden yararlanıp “kasten öldürmek”ten ceza almasını istedi.
Mahkeme heyeti, Havva’nın kendisinin ve çocuklarının sistematik şiddete, kızının da cinsel istismara maruz kalmasına vurgu yaparak, “haksız tahrik” indirimi uygulanmasına karar verdi.
Havva’ya “kasten öldürme” suçlamasıyla 18 yıl hapis cezası verildi.
Kadının duruşmadaki iyi halini göz önünde bulunduran mahkeme heyeti, cezayı 15 yıla indirdi.
Elif Katar
Ankara’nın Keçiören ilçesinde yaşayan Elif Katar ile çocukları, 21 Mart akşamı evli olduğu İsmail Katar tarafından şiddete maruz bırakıldı. Elif, şiddete karşı özsavunmada bulunarak oğlu Mehmet Can Katar ile birlikte İsmail Katar’ı öldürdü.
Ardından tutuklanan Elif hakkında ‘eşi ve üst soyu kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Mahkeme heyeti Elif ve oğlu Mehmet Can hakkında ‘ağır tahrik’ ve ‘iyi hal’ indirimi uygulayarak 15’er yıl hapis cezası verdi.
Yasemin Çakal
2014 yılında kendisine sistematik şiddet uygulayan evli olduğu Özkan Kaymaklı’yı özsavunma hakkını kullanarak öldüren Yasemin Çakal, 3 yıl tutuklu yargılandığı davada 2017 yılında tahliye edildi. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Yasemin hakkında “Meşru savunmada mazur görülebilecek heyecan, korku ve telaşla sınırı aşması sonucunda eylemi gerçekleştirildiği kabul edildiğinden, ceza verilmesine yer olmadığına” karar vermişti.
Feminist avukatlar, ceza verilmemiş olsa da Yasemin’e beraat etmesi gerektiğini söyleyerek İstinaf Mahkemesi’ne başvuru yapmıştı. Yasemin hakkında “ceza verilmesine yer olmadığına” dair yerel mahkemenin verdiği kararı bozdu.
Mahkeme heyeti, bir üyenin muhalefet şerhiyle Yasemin’e 15 yıl hapis cezası verdi.
Yasemin'in yanında sadece kadınlar vardı. Kadın dayanışması ve mücadelesi Yasemin'e güç verdi. Yasemin bir röportajında, "Cezaevine girdiğim zaman bir tane bekleyenim vardı. Şimdi benimle birlikte aynı duyguları yaşayan binlerce kadın var" diyor.
Yasemin 2015 yılında "anıt sayacına" istatistiklere erkek tarafından öldürülmüş bir kadın olarak geçmemek için sanık sandalyesine oturmak zorunda kalmıştı. Yasemin, 3 yılın sonunda cezaevinden kendisini büyük coşkuyla bekleyen kadınları ana dilinde haykırdığı "Jin jiyan azadi" sloganı ile selamladı.
Özgür bir kadın olarak kendi ayakları üzerinde duran Yasemin, kadına yönelik şiddete, tacize, tecavüze karşı kadınlarla birlikte mücadele ediyor.
'Dayanışma ile cezaevinden çıkan bir kadınım'
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla ajansımıza konuşan Yasemin, "Dayanışma ile kalın” diyor. Kendisini "Kadın dayanışmasıyla cezaevinden çıkan bir kadınım" diyerek anlatmaya başlayan Yasemin, her kadında var olan ancak açığa çıkaramadığı feminist düşüncenin kendisinde cezaevinde anlam bulduğunu ve geliştiği ifade ediyor. Yasemin karşılaştığı kadın dayanışması karşısında hissettiği duyguları şu sözlerle dile getiriyor: "İnanılmaz bir duyguydu. Çok heyecan vericiydi. Kadınların desteğini anlatacak söz bulamıyorum. Tarifsiz bir duygu. Bu duyguyu hala çok sıcak yaşıyorum."
Kadınları 'Jin jiyan azadi' sloganıyla selamladı
Cezaevinden çıkarken kendisini bekleyen kadınları selamlamak üzere söylediği "Jin jiyan azadi" sloganına değinen Yasemin, bu sloganın kendisi için önemli bir yer tuttuğunu ve sonuçlarına rağmen bir an bile pişman olmadığını kaydediyor. Yasemin, "Kürt olmama rağmen Kütçe bilmiyordum. Kürtçeyi cezaevinde öğrendim. Cezaevi kapısında beni kadınlar, avukatlarım, ailem ve basın mensupları karşıladı. Tahliye edildiğim günün hayalini kurarken kendime bir söz vermiştim, bir sloganla selamlayacaktım bekleyenlerimi. Kendime en yakın bulduğum, beni en iyi anlatan sloganla… Cezaevi kapısı açıldığında mikrofonlar uzatıldı ve bir muhabir 'Yasemin kadınlara söylemek istediğin bir şey var mı, bir mesajın var mı?' diye sordu, 'Evet' dedim ve zafer işareti yaparak anadilimde o sloganı attım: 'Jin, jiyan, azadi.' Daha sonrasında yapılan itirazların kabul edilişi ve aldığım on beş yıl hapis cezasının da sebebi bu slogan oldu. Ben hiçbir zaman bu sloganla kadınları selamlamaktan pişman olmadım, bugün olsa bugün de aynı sloganla ve aynı içtenlikle selamlardım kadınları” diye belirtiyor.
'Kadınlar birlikte güçlü'
25 Kasım'a giderken kadınlara şiddete karşı ,"Birlik ve dayanışma" çağrısında bulunan Yasemin, "Kadınlar birlikte güçlü. Birbirimizden güç almak üzere kenetlenirsek şiddetin önüne geçebiliriz. Bir 25 Kasım'ı daha kadınların katledildiği bir ortamda girmek çok üzücü. Ancak devam eden kadın kırımına karşı çıkmalı ve bunun önüne geçmeliyiz" diyor.