‘Demokratik toplum inşasında önemli bir rolümüz var’

  • 09:02 26 Mart 2025
  • Güncel
Neslihan Kardaş 
 
MUŞ - TJA aktivisti Müşerref Dağ, Abdullah Öcalan’ın kadınlara yönelik 8 Mart mesajını değerlendirerek, “Biz kadınlar, barış ve demokratik toplum inşasında önemli bir role sahibiz. ‘Jin Jiyan Azadî’ felsefesiyle dünyaya hitap edecek gücümüz var, mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İmralı Heyeti ile 27 Şubat’ta yaptığı görüşmenin ardından kamuoyuna “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısında bulundu. Bu tarihi çağrı, başta Kürdistan ve Türkiye olmak üzere Orta Doğu ve dünyanın dört bir yanında büyük yankı uyandırdı.
 
Çağrının hemen ardından, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Abdullah Öcalan’ın kadınlara yönelik mesajı okundu ve bu mesaj kadınlar tarafından büyük bir ilgi ve coşkuyla karşılandı.
 
Mesajın okunmasının ardından kadınlar, hem 8 Mart ve Newroz alanlarında hem de sosyal yaşamın her alanında kendilerine düşen sorumluluğun farkında olduklarını ve yapılan bu çağrıyı sahiplendiklerini vurguladı.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadınlara yönelik mesajına ilişkin Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Müşerref Dağ değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Yapılan çağrı, kadınlara önemli bir rol, misyon yüklüyor’
 
Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta başlatmış olduğu “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısından sonra kadınların, 8 Mart’ta “Kadın kırımına isyan ediyoruz, özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla alanları doldurarak yapılan çağrının arkasında olduklarını gösterdiğini ifade eden Müşerref Dağ, “Bu çerçevede aslında 8 Mart tarihine de değinmek gerekiyor. 1857’den bu yana kadınlar büyük bir mücadele vererek, büyük bedeller ödeyerek bugüne kadar getirdikleri bir direniş ağı örmüş durumdalar. Bu direniş, Kürt kadınlarının mücadelesine de ışık tutmaktadır. Yıllardan beri bir bedel veriliyor ve bugünlere geliniyor. Aslında bugün, final diyebileceğimiz 8 Martları alanlarda, mitinglerle kutladık. Bu yönüyle yapılan çağrı, kadınlara önemli bir rol ve misyon yüklüyor. Barış ve demokratik toplumu inşa etmenin temel yolu da bu açıklamaya ve çağrıya kulak verip bu yönlü çalışmalar yürütmektir” dedi. 
 
‘Bize büyük sorumluluklar düşüyor’
 
Kürt kadın hareketinin, toplumun her kademesinde yer alan erkek akla ve sisteme karşı bir mücadele verdiğini belirten Müşerref Dağ, 50 yıldır Kürt kadın hareketinin mücadelesinin var olduğunu vurguladı. Kürt kadın hareketinin mücadelesinin, Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle de bir bağlantısı olduğunun altını çizen Müşerref Dağ, “Bunun için Kürt kadını sürekli alanlarda, bulunduğu her platformda barışı dillendirdi. Bugün Türkiye ve Kürdistan’da kadınlar, barışın hakim olması için yaptıkları her programda bunu dile getirdi. Buradan da soruyoruz: Siz hiç savaş isteyen bir kadın gördünüz mü? Özellikle Kürt kadın hareketinin mücadelesini böyle değerlendirmek lazım. Bulunduğumuz her yerde barışı dillendirdik. 8 Mart’ta Sayın Öcalan’ın kadınlara verdiği mesaj da açıktı. Kadına verilen rol de belli. Düşünün, kadına kutsallık atfediyor. Toplumun değiştirilip dönüştürülmesi rolünün büyüklüğünden bahsediliyor. Bunun için de bize büyük sorumluluklar düşüyor ve büyük bir mücadele ağı gerekiyor. Bizler de bu mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
‘Jin Jîyan Azadî ile dünyaya hitap edecek bir gücümüz var’
 
Müşerref Dağ, kadınların bundan sonraki süreçlerde kendi öz gücüne güvenmeleri gerektiğine değinerek, “Bize bu kadar değer verilen, bizi öncü olarak gören ve Sayın Öcalan’ın kadına kutsaliyet atfettiği bir yerde, bizim de kendimizi ideolojik anlamda Jineoloji ile donatmamız lazım. En azından sürecin ruhuna denk düşecek programlar, etkinlikler ve eğitimler düzenlemek lazım. Çünkü eğitim çok önemli ve bilinç düzeyine dönük olarak da kadınları eğitmek gerekiyor. Kürt kadın hareketi şahsında, bizim ‘Jin Jîyan Azadî’ felsefesiyle dünyaya hitap edecek bir gücümüz var. Biz kadınlar, barış ve demokratik toplum inşasında önemli bir role sahibiz. Bunun gereğini yerine getirmeye hazırız ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
 
‘Kadınlar, kendini örgütlemeli’
 
Müşerref Dağ, her bir kadının kendini barışın öznesi olarak görmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kadınlar gücünü küçümsememeli. Evet, bize bazı roller biçiliyor ama biz bu yönlü kendi gücümüze güvenmeliyiz. Burada, Kürdistan topraklarında kadınlar iki kavganın arasına girdiğinde o kavga bitiyor. Bu sebeple kadınlar kendine güvenmeli. Sürecin ruhuna denk düşecek şekilde kendini mahalle mahalle, sokak sokak örgütlemeli ve bu mücadeleye katkı sunabilmeli” sözlerine yer verdi.
 
‘Mücadeleye katkı sunmalıyız’
 
Biz Kürt kadınları, dişimizle tırnağımızla bu mücadeleyi geçmişten bugüne ‘özgür kadın mücadelesiyle’ getirdik. Bu yönüyle, güçlü ve demokratik siyasetle; barış ve demokratik toplumla hem siyasi hem kültürel anlamda hem de toplumun içerisinde her kademede kendimizi daha güçlü ve daha donanımlı hale getirip bunlara cevap olma noktasında rol ve misyona bürünmeliyiz. Yani bize de çok sorumluluk düşüyor. Bugün her alanda çalışan kadınlara büyük rol düşüyor. Bu yönüyle mücadelemizi daha güçlü ve daha geniş bir çerçevede, ‘özgür kadınla özgür demokratik toplum yaratma’ mücadelesine daha güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Barış ve demokratik toplumun inşası için kadın gücü üzerinden birleşmemiz ve mücadeleye daha güçlü katkı sunmamız gerekiyor.